Author: Yahya

  • Sosyal Medyada Neden Yeterince Satış Yapamıyorsunuz? İşte Hatanız

    Sosyal Medyada Neden Yeterince Satış Yapamıyorsunuz? İşte Hatanız

    Bu Yazıda Neler Öğreneceksiniz:

    • Neden bir sosyal medya stratejisine ihtiyacım var?
    • Paylaşım yaparken neyi düşünmeliyim?
    • Markamın sesini (tonunu) nasıl belirlemeliyim?

    İşinizi pazarlamak için sosyal medyayı kullanmak göze çok basit gözükür. Paylaşım yaparsınız ve yeni müşterilerin gelmesini beklersiniz. Ama aslında bundan çok daha fazlası var. Yaptığınız her bir paylaşımın büyük bir sosyal medya stratejisinin bir parçası olması gerekir. Örneğin, Oktay Bey’in glütensiz ve süt ürünleri içermeyen pizza satışı yapacağı yeni ve özel bir restoran açtığını varsayalım. Oktay Bey pizzasını pazarlamak üzere bir sosyal medya hesabı açıyor ve paylaşımlar yapmak ve yeni takipçiler kazanmak için can atıyor. Peki ama paylaşımlarını yaparken bunun işine gerçekten katkı sağlayacağından nasıl emin olacak?

    Aşağıdaki 2 farklı paylaşıma bir göz atın. Sizce insanlar hangisiyle daha fazla etkileşime girerdi?

    Sağdakini seçtiyseniz tebrikler. Evet, sosyal medya tamamen “sosyal” olmakla alakalıdır. Bir hashtag sohbet başlatır ve bilgilendirici ama aynı zamanda erişilebilir olmak takipçi sadakati oluşturur. Bu da size virallik kazandırır. Böylece daha fazla takipçi elde edersiniz. İşte bu sosyal medyanın gücüdür.

    Sosyal medyayı doğru kullanmak, başarılı bir akşam yemeği daveti vermek gibidir. Ortamda dostane bir atmosferin oluşmasını sağlamanın yanında, sohbet – muhabbetin akıcı ve eğlenceli devam etmesini sağlamak da sizin görevinizdir. İyi bir davet vermek için güzel ve net bir plan yapmaya, açık bir zihin ile keyifli bir ruh haline ve konuklarınızın istek ve ihtiyaçlarıyla yakından ilgilenmeye ihtiyacınız vardır. Etkili bir sosyal medya hesabını yönetmek için de aynı şeyler geçerlidir. Sosyal medyayı kullanırken dikkat etmeniz gereken 4 şey; ton, içerik, zamanlama ve konuşmalardır. Gelin şimdi bunları ayrıntılı olarak inceleyelim.

    Sosyal Medyada Kullanmanız Gereken Ton

    Evvela kitlenize yönelik olarak kullanacağınız tonu ve onların çevresindeki varlığınızı şekillendirmelisiniz. Bunu yapmak için de onları tanımanız gerekir. İlgileri nelerdir? Nerede yaşıyorlar? Ne iş yapıyorlar? Nereleri (ya da başka hangi sosyal medya sitelerini) ziyaret ediyorlar? Her şeyi unutsanız bile şunu hep aklınızda tutun: Kitlenizi iyi tanırsanız, kendi tonunuzu da bulursunuz. Tonunuzu bulursanız kitlenize “ulaşabilirsiniz”. İçeriğinizi evinizdeki mobilyalar gibi düşünün. Onlar da sizin zevkinizi yansıtmalı değil mi? Muhabbet başlatmalı ve bir uçtan diğer uca beli bir tarzı sunmalılar. İçeriğiniz de tıpkı mobilyalarınız gibi insanlara konfor sunmalı, onları rahat ettirmeli. Zira sosyal medya kitlenizin sizinle iletişim kurmasını ve varlığınızdan memnuniyet duymalarını sağlama işidir aslında.

    Bu ne anlama geliyor biliyor musunuz? Hemen açıklayayım: Sakın ola sosyal medyayı yalnızca ürün ve hizmetlerinizi satmak için kullanmayın. “İyi de Yahya’cım, ne için kullanıcaz peki biz bu mereti?” Söylüyorum; bu mereti hikayenizi anlatmak için, kitlenizle bağlantı kurmak için ve bir duyguyu canlandırmak için kullanın. Kitlenizi işletmenizin sahne arkasına alabilir, yeni haberleri ve etkinlikleri paylaşabilir, “nasıl yapılır” videoları ve görselleri paylaşabilirsiniz. İnsanlara fikirlerini sorabilir, tatil günlerini, doğum günlerini ve benzeri özel günleri kutlayabilirsiniz. Tüm bunlar müşteri sadakati dediğimiz şeyi inşa edecektir.

    Sosyal Medyada Doğru Zamanlama

    Yalnız burada dikkatli olmanız gereken bir noktayı hatırlatmak istiyorum. Kitlenizle etkileşim kurmak ile onlara aşırı yükleme yapmak arasında ince bir çizgi vardır. İşte bu yüzden sosyal medyada ‘zamanlama’ çok önemlidir. Bazen planlamanın dışında ya da üst üste iki kez paylaşım yapmak kabul edilebilir ama iyi bir denge tutturduğunuzdan emin olmalısınız (buna kadans / ritim de deniyor). Takipçilerinizi ne içerik bombardımanına tutun, ne de çok sessiz kalın.

    Dengeli gitmek önemlidir. Her bir platform için günde 1 veya 2 post (paylaşım) işinizi görecektir. Elbette kitlenizin en aktif olduğu saatlerde. Ben buna internetin ‘prime time’ı diyorum ve her bir sosyal medya platformunun kendine göre bir ‘prime time’ı vardır. Tıpkı televizyon gibi. İnsanların internet ve sosyal medyayı da en yoğun olarak kullandıkları belli saatler vardır. Oktay Bey için bu zaman sabah saatleri olabilir; O’nun “veganlarının” yani özel müşterilerinin günlük koşusundan sonra… ve öğle yemeği vaktinde, masalarında lahana yerlerken…

    Sosyal Medyada Konuşma (Sohbetler Başlatmak)

    Son olarak şunu da unutmamalısınız ki ‘konuşma’ tamamen sizinle alakalı bir şey değildir; olmamalıdır. Burada kitlenizi tanımaya odaklanın; sizin odak noktanız onlardır çünkü. Sorular sorun. Tartışmalar başlatın. Cevaplayın. Bir eylem çağrısı ile arada bir onları dürtüklemekten çekinmenize gerek yok elbette. Eylem çağrısı dediğimiz şey, kitlenizden bir şey yapmalarını istemeniz için biz dijital pazarlamacıların kullandığı süslü bir terim sadece. Onlardan ne gibi şeyler isteyebilirsiniz? Konuyla ilgili fotoğraflar göndermelerini, hikayelerini göndermelerini, özel bir satış yaptığınızda sitenize gitmelerini falan… Evet evet farkındayım, nihayet satış dedim. Ne sihirli bir sözcük! Bayılıyorum bu söze…

    Neyse şakayı bir kenara bırakayım. Tabi ki sosyal medya ile satışları artırmak istiyoruz ve bazen bunun için, yani doğrudan satış için sosyal medyayı kullanmakta bir sakınca yok. Ama bunu yaparken bile hala müşterilerinizi eğlendirmeniz gerekiyor. İPUCU: Sosyal medya ile ilgili en iyi şey neredeyse dilediğiniz herkesle doğrudan etkileşime girebilmenizi sağlamasıdır. Bloggerlar, uzmanlar, hatta ünlüler bile parmaklarınızın ucundadır. Sosyal medya dünyasındaki varlığınızı güçlendirmek için onlara ulaşın. Ve onlardan herhangi biri sizin hakkınızda en ufak bir şey yazdığında bu güzel ikramı geri çevirmeyin, altın fırsatı kaçırmayın; postlarını paylaşın ve paylaşırken onları da etiketleyin.

    Başarılı Bir Sosyal Medya Stratejisi Örneği

    Gelin isterseniz şimdi General Electric (GE)’in işini dönüştürmek için sosyal medyayı nasıl kullandığına bir bakalım, ha ne dersiniz? E tabi ki bu kadar teorik bilgiden sonra gerçek bir örnek de tadından yenmez. GE sosyal medyayı markası ile ilgili algıyı değiştirmek için kullandı ve bunu da çok iyi yaptı. Sadece ‘cihazlar’ı anımsatan ismini, yenilik ve teknolojiyi akla getiren bir isme dönüştürdü.

    Öncelikle hedef kitlelerini belirlediler: ileri görüşlü, yenilikçi ve yaşadığı şehrin sağlığına, ulaşımına ve altyapısına ilgi duyan insanlar. Bu kitleye ulaşabilmek üzere GE eğlenceli ama aynı zamanda eğitici bir ton geliştirdi. Postları için göz alıcı görseller, videolar, bağlantılar ve sorular kullandı. Mesela robotlar üzerinde çalışan kendi bilim adamlarının fotoğraflarını paylaştılar – ki böylece şirketin hem teknik hem de insan tarafını göstermiş oluyorlardı.

    Ayrıca GE’nin içeriği daima şu konulardan birine dokunuyor: nihai faydalar (GE’nin ürünleri daha iyi bir dünya inşa edilmesine nasıl yardımcı oluyor), GE çalışanları ve GE’nin yeniliklerinin insanların hayatlarına nasıl dokunduğuna dair başarı hikayeleri. Akılcı bir sosyal medya stratejisi ile General Electric, içeriklerinin küresel bir konuşmanın merkezinde yer almasını sağlamayı başardı. Bunu güçlü, tutarlı bir ton kullanarak ve sosyal medyalarının sadece ürünlerine odaklı olmamasını sağlayarak başardı.

    Şimdi sosyal medya varlığı için neyin gerektiğini öğrendiniz. Kendi tonunuzu belirlemeye başlayabilirsiniz. İşte size bir çalışma tablosu; benden hediye ; ) Soruları cevaplayın ve bitince cevaplarınızı aşağıdaki metindeki uygun boşluklara yazın:

    1. Firmanızın adı nedir?
    2. Hangi sektördesiniz?
    3. İşletmenize uyan iki sıfat seçin (eğlenceli / sağlıklı gibi)
    4. Hedef kitlenizi iki kelimede tanımlayın (genç ve sporcu gibi)
    5. Hedef kitlenizin sizi nasıl görmesini istersiniz? (birini seçin)

    Bir Arkadaş gibi – Bir Rehber gibi – Bir Öğretmen gibi – Bir Uzman gibi

    İşte ses tonu ilhamınız:

    Biz _______’iz (1. cevap). Biz ________(2. cevap) sektöründe ________ (3. Cevap: sıfat 1) ve ________ (3. Cevap: sıfat 2) bir isimiz. Biz _______(4. Cevap) ve _______ (4. Cevap) ‘lerden oluşan kitlemiz ile bir ________ (5. Cevap) olarak konuşuruz.

    Bravo! İyi iş çıkardınız.

    Yazının Özeti ve Sonuç

    Temel çıkarımlarınız şunlar olmalı:

    • Ses tonunuzu bulmak için öncelikle kitlenizi tanımanız gerekir.
    • Kitlenizle bağlantı kurabilmek için tutarlı bir ton kullanmalısınız
    • Ton, içerik, zamanlama ve topluluk havası oluşturmak iyi bir sosyal medya stratejisi için yapı taşlarıdır.
  • Instagramda Daha Fazla Takipçi için Bunları Yapıyor musun?

    Instagramda Daha Fazla Takipçi için Bunları Yapıyor musun?

    Instagramda Takipçi Arttırmak Mühim Mesele 🙂

    Evet, instagramda daha fazla takipçi istiyor ve bunu da hilesiz hurdasız halletmenin yollarını arıyorsanız doğru yoldasınız demektir. Üstelik bunu öğrenmek için de doğru adrestesiniz. Tebrikler! Size bunun yollarını anlatacağım ve bu işi hızlandırabilmeniz için taktikleri vereceğim.

    Bundan sonra ilgilenmeye başlayacağım yeni sayılan kendi instagram hesabımda da ben aynı taktikleri uygulamaya başlıyorum. Gelişmeleri hep birlikte göreceğiz. Bütün online platformlarda takipçi arttırmak için işin sırrı şu kelimede gizli: Algoritma!

    Instagramda daha fazla takipçi elde etmek istiyorsanız instagram algoritmasının “sizin için çalışmasını” sağlamalısınız. Bu nasıl olacak? Anlatılanlar ilk başta biraz çetrefilli gibi görünebilir, belki kulağa biraz zor gelebilir ama unutmayın, azıcık meşakkat ve ilgi büyük neticeler doğurur.

    Siz orijinal, özgün, gerçek takipçiler istiyorsunuz ve en önemlisi de hemen geri gitmeyecek sadık takipçiler istiyorsunuz. Ve şu sözü de unutmayın ki “parayla gelen takipçi bedavaya gider”. İşin kolayına kaçıp takipçi kasma hileleri vs. size yakışmaz, illa ki anlaşılır, hissedilir, nihayet kurumsal imaja zarar verir vs vs…

    Öylese başlayalım.


    Instagram algoritması nasıl çalışır?

    Esasen Instagram, kullanıcılarının yayın akışlarında ne göreceğini seçerken algoritmanın baktığı üç ana özellik vardır:

    1. İlgi: Algoritma, belirli bir içeriğe tepkinizin ne olacağını tahmin etmeye çalışır. Bu nedenle, akışınızda özellikle önem vereceğiniz yayınları sıralar.
    2. Paylaşım zamanı: En son gönderileri seçecek ve onları ilk yayınınızda gösterecektir.
    3. Etkileşim: Algoritma, gönderileriniz her beğenildiğinde, gönderilere yorum yapıldığında ve gönderileriniz platformdaki diğer kullanıcılarla paylaşıldığında bunu verilerine kaydeder.

    Bunun yanı sıra, kullanıcıların yayın akışını oluştururken algoritmanın dikkate aldığı üç şey daha var:

    • Sıklık: Platformu ne sıklıkta kullandığınızı ele alacak ve her oturum açmada yeni içerik sunmak için akışınızı sürekli yenileyecektir.
    • Takipleriniz: Platformda çok fazla hesap izlerseniz, en çok etkileşimde bulunduğunuz hesapları belirleyecek ve bunları seçerek akışınızda ilk önce onları sunacaktır.
    • Kullanım: Algoritma, Instagram’da ne kadar zaman geçirdiğinizi tam olarak bilir. Yani kısa oturumlar için mi yoksa daha uzun süreler için mi oturum açtığınızı bilir ve akışınızda ilk olarak hangi yayınların görüneceğine karar verirken bu zaman dilimini dikkate alır. Çok akıllı dimi? 🙂

    İlgili Yazı: Sosyal Medya İçerik Takvimi ile Satışlarınız Ne Kadar Artar

    Peki, instagramda daha fazla takipçi elde etmek için neler yapmalı?

    Instagramda Daha Fazla Takipçi için Temel Taktikler

    İşte bu sebeplerden, algoritmanın sizi sevmesini ve sizin için çalışmasını sağlamak üzere yapmanız gereken ilk şey, takipçilerinizin ilgisini çeken şeyleri bulmak, keşfetmektir. Böylece bu ilgi alanlarına hitap eden içerikleri oluşturmak ve yayınlamak için daha fazla zaman ayırabilirsiniz. İndirmeye hazır birkaç analiz aracı kullanabilir veya “öngörüler” özelliği için bir işletme hesabı açabilirsiniz.

    Ayrıca takipçilerden anında geri bildirim almak için Instagram hikayelerinizde anket paylaşabilirsiniz. Sizin de bildiğiniz gibi takipçiler genellikle hikayeleri izlemeyi severler. Daha sonra, yeni içeriği ne sıklıkta gönderdiğinize çok yakından bakmanız gerekecek. Yeni içeriğin akışta daha iyi sıralandığını artık biliyorsunuz; şimdi bir şey daha belirlemeniz gerekir:

    Takipçileriniz en çok ne zaman aktif?

    Bu şekilde, çevrimiçi olduklarını bildiğiniz zaman gönderi yayınlayıp platforma giriş yaptıklarında akışlarının en üst kısmında görünmelerini sağlayabilirsiniz. Bu çok zor değil. Biraz araştırma yapın ve analiz araçlarını kullanın. Ardından bir planlama uygulaması (Buffer gibi) kullanın çünkü bu yeni paylaşımlar yapmak için belirli bir süre belirlemenizi mümkün kılar. İşte bu kadar.

    Aklında tutmanız gereken en son şey şudur: Unutmayın, takipçilerinizin içeriğinizle etkileşime girmesini istiyorsunuz. Hedef elbette bu! Takipçileriniz içeriğiniz hakkında ne kadar çok yorum yaparsa veya onları içeriğinizde ne kadar etiketlerseniz, içeriğinizi yayın akışlarının en üstünde görme şansları o kadar artar.

    Instagramda Daha Fazla Takipçi için İlave Taktikler

    İçeriğinize daha fazla ilgi göstermelerini sağlamak için, başlığınızda bir soru sormayı deneyin ve yorumlarda size cevap vermelerini isteyin. “Siz de komik olduğunu düşünüyorsanız resme iki kez dokunun” veya “aynı fikirde olan bir arkadaşınızı etiketleyin” gibi ‘eylem çağrıları’ da kullanabilirsiniz. Katılımı artırmak için bir diğer iyi fikir de, takipçilerinizin içeriğini yeniden paylaşmak ve onlara kredi vermektir (tabi ki bunu yapmak için izinlerini istemeniz de önemli).

    Son olarak hashtag’leri yani etiketleri kullanmayı unutmayın. Hashtag’ler yazının ‘başlığında’ veya yorumlarda kullanılabilir; bu da Instagram’ın yüklenen içeriği düzenlemesine ve buna göre kataloglamasına yardımcı olur. Ayrıca paylaşımlarınıza daha fazla ilgi ve etkileşim (beğeni, paylaşım, yorum) çekmenizi sağlar. Çünkü kullanıcılar genellikle izleyecek yeni içerikler istediklerinde ‘keşfet’ sayfasında hashtag ile arama yaparlar.

    Instagram’da daha fazla takipçi elde etme konusunda başka yöntemler bilenleriniz var mı? Paylaşmak isterseniz gayet mutlu oluruz.. Paylaşmak mutluluktur.. 😉

  • Twitter’da İşinizi Büyütmek için Hemen Yapabileceğiniz 9 Şey

    Twitter’da İşinizi Büyütmek için Hemen Yapabileceğiniz 9 Şey

    Twitter’da işinizi büyütmek, kulağa hoş geliyor değil mi?..

    Twitter’da işinizi büyütmek ve markanızı yükseltmek mümkün mü? Ne demek, tabi ki mümkün! Evet, Twitter da işinizi büyütmek konusunda, Facebook kadar üyesi olmasa da markanız için en az onun kadar etkili olabilecek bir platform.

    Film yıldızlarından şarkıcılara, futbolculardan diğer ünlü sporculara ve hatta politikacılara kadar her kesimden insanın popüler tweet’lerini hangi sıklıkta okuduğumuzu siz de biliyor, görüyorsunuz.

    Twitter’ın diğer platformlara göre kısacık sayılabilecek o mesajları, internet ortamındaki bir boşluğu benzersiz şekilde dolduruyor. Uzun bir makaleyi okumak ya da videoları izlemek için zamanı olmayan insanlar Twitter’a girerek bir dakika içinde onlarca mesajı yani tweet’i okuyabiliyor, gündeme göz atabiliyorlar.

    Hatta size şöyle söyleyeyim, aslında insanlar mesajların kısalığı ve kolayca hazmedilebilmesi sebebiyle Twitter’ın eğlenceli ortamına kendilerini kaptırıp, bir makale okumak ya da YouTube’da birkaç video izlemek için ayıracakları süreden çok daha fazlasını Twitter’da geçirebiliyorlar.

    Bu durumda internette ve sosyal medyada işini büyütmek isteyenlere yardımcı olan bir dijital pazarlama danışmanı olarak hemen size gerçeği söyleyeyim:

    Twitter işinizi büyütmeniz için gayet elverişli ve önemli bir ortamdır. Bunu göz ardı etmemeli.

    Ve yine geldik işin kaçınılmaz tarafına. Eğer bir süredir yazılarımı okuyorsanız bunu artık siz de gayet iyi biliyorsunuz ki, her pazarlama kanalında ve tüm sosyal medya platformlarında olduğu gibi Twitter’da işinizi büyütmek için de net bir stratejiye ihtiyacınız var.

    Hep strateji hep strateji… evet öyle. Hedef, plan ve strateji… Bunlar pazarlamanın temel yapı malzemeleridir. Hedefsiz yola çıkılmaz, plansız bu hedefe ulaşılmaz, strateji olmadan da plan gereken hız ve düzende işlemez.

    O yüzden her zaman stratejilere ihtiyacımız var. Neyse ki sizin bunu fazla dert etmenize gerek yok; işte Yahya Karaoğulları dostunuz var! 😉 Ve size hedeflerinize ulaşma yolunda her platformda gereken stratejileri daima, keyifle ve ücretsiz olarak sunuyorum.

    İş için Twitter’ı Nasıl Kullanmalıyız

    Peki konumuza dönelim ve Twitter’da işinizi büyütmek için ihtiyacınız olan stratejik adımlara bir göz atalım:

    1. Sürekli Olarak Tweet Atın

    Unutmayın; devamlılık internette pazarlama konusunda altın anahtardır.

    Devamlı ve düzenli olarak ortalıklarda görünmüyorsanız insanlar sizi hatırlamaz. Twitter’da da böyle. Sürekli ‘tweetlemeniz’ ve kendinizi takipçilerinize hatırlatmanız lazım. Ama bu noktada sizi uyarmak istiyorum ki, iki şeyi birbirine karıştırmayın:

    Devamlı, düzenli, sürekli… evet ama “çok fazla” değil. Her gün belli miktarda paylaşım, en doğru kıvamdır.

    Genel olarak sosyal medya pazarlaması ile ilgili işin sırrı her gün paylaşım yapmak, ancak aşırı sıklıkta gönderi yayınlamamaktır. İnsanları boğmamalı, sabahtan akşama kadar gönderi paylaşarak kızdırmamalı hatta kendinizden bıktırmamalısınız.

    Neyse ki bu kuralın en az geçerli olduğu platform Twitter’dır. Çünkü Twitter’ın akışı o kadar kalabalıktır ve öyle hızlı hareket eder ki, bir paylaşımınızı bir kerede tüm takipçilerin görmesi mümkün olmayabilir. Bu sebeple bazı kullanıcılar sık sık gönderi yayınlar ve bu yayınlarını bazen defalarca tekrar paylaşırlar. Böylece olabildiğince fazla insanın akışlarında görünmek isterler.

    Sizin de, bunu abartmak istemeseniz de günde birkaç kez tweet atmanızda ve bazı önemli mesajlarınızı düzenli aralıklarla tekrarlamanızda bir sıkıntı yok; sessiz kalmaktan iyidir.

    2. Profilinizi Optimize Edin

    Bu ne demek; yani en uygun hale getirin, ondan en iyi şekilde faydalanın.

    Tıpkı diğer sosyal medya sitelerinde olduğu gibi, ‘bio’nuz, yani profil özetiniz Twitter’da da önemli bir rol oynuyor. Nasıl biliyor musunuz? Aslında biliyorsunuz, şöyle ki;

    Yayınladığınız bir tweet ile anlık olarak bir kullanıcının dikkatini çekmeyi başardığınızda, genel olarak ilk yaptığı şey nedir? Evet, profilinize şöyle bir bakış atmak üzere adınıza tıklamaktır. Öyleyse bu dikkati boşa harcamamalıyız. Haydi profilimizi güncelleyelim.

    Profesyonel görünümlü bir fotoğrafla başlayın. Sonra okurlara kendiniz/işletmeniz ve işiniz hakkında parlak bir özet sunun. Hedef kitleniz için profilinizi daha hızlı ve kolay anlaşılır hale getirmek üzere alakalı anahtar kelimeler ve etiketler (hashtag’ler) kullanın.

    Ve bir de bağlantı paylaşma hakkınız var; tabi ki bunu da en faydalı şekilde kullanmalısınız. İlk kez ziyaret edecek birisi için en uygun adres neresiyse oranın linkini paylaşmayı tercih edin; web siteniz, satış sayfanız, bir kayıt (opt-in) formu veya herhangi bir kampanya sayfası. Artık onu siz belirleyeceksiniz.

    3. Takım Çalışmasından Faydalanın

    Sosyal medya tam bir “momentum yakalama” işidir. Tüm sosyal medya platformlarında en önemli algoritmalardan biri gönderilerinizin etkileşim hızıdır. Yani bir gönderinin ne kadar kısa sürede ne kadar fazla beğeni, paylaşım, izlenme, tıklanma, yorum vs. aldığı kritik bir öneme sahiptir. Bu değerlere göre puanınız yüksek olursa paylaşımlarınızın daha fazla gösterilmesi, öne çıkarılması gibi avantajları elde etmeniz kolaylaşır.

    Haliyle bu konuda başarı sağlamak için bir ekip çalışmasının faydası çok olabilir. Örneğin çalışanlarınızı Twitter kullanmaya ve mesajlarınızı beğenip paylaşmaya teşvik edebilirsiniz. Bir gönderiniz yayınlanır yayınlanmaz, mesela 5 adet re-tweet alırsa iyi bir başlangıç yapmış olursunuz. Bu da biraz devamlı olursa Twitter’da işinizi büyütmek yolunda önemli bir adım olur.

    4. Farklı İçerik Türlerini Paylaşın

    Takipçilerinizin ilgisini canlı tutmak için onlara biraz çeşitlilik sunun. Ne gibi mesela?

    İnsanları web sitenize veya blog yazılarınıza ya da bazen ilginç haber öğelerine yönlendirebilirsiniz. Renkli ve göz alıcı görsel tasarımlar, ilginç fotoğraflar ve videolar paylaşabilirsiniz.

    Yalnızca metinler veya linklerden oluşan tweetler paylaşırsanız, fırsat kaçırıyorsunuz demektir. Evet, izleyici kitlenizle güçlü bir iletişim kurmak için size fırsatlar sunan bu platformların gücünden doğru şekilde faydalanamamış olursunuz. Araştırmalar görsellerin ve videoların metinlerden çok daha fazla dikkat çektiğini ve etkileşim aldığını gösteriyor.

    Özellikle her tweet’inizde mutlaka ürünlerinize yönlendiren bağlantılar paylaşmaktan kaçınmalısınız. Müşterilerim ve danışanlarım bana ilk geldiklerinde sosyal medya hesaplarında en yoğun olarak karşılaştığım hatalardan birisi budur. Sürekli kendi reklamları, sürekli kendi ürünleri, indirimleri, kampanyaları… Paylaşımlarının %99’u sattıkları şeylerden ibaret oluyor.

    Bu kullanıcılara nasıl bir mesaj veriyor sizce? Evet, tam olarak “ben, ben, ben…” demekten farksız bir durum. Bundan kaçının. Twitter özellikle genç kesimin biraz daha ağırlıklı olduğu bir platform. O yüzden Twitter’da işinizi büyütmek istiyorsanız, kendinizi değil takipçilerinizi büyüteceksiniz.

    Buna ne kadar değinsem az… Hmm, dur o zaman bu konuya özel bir başlık daha açayım:

    5. “Trendlere” Ayak Uydurun

    Gündemler, trend konular ve hashtagler etkileşim fırsatlarıdır

    Evet, bir işletme olarak pek tabi kendi gündeminiz ve konularınız var. Doğal olarak sektörünüz, ürünleriniz ve işletmeniz hakkında konuşmak, bunları öne çıkarmak istiyorsunuz.

    Anlıyorum.

    Ama dikkat edin, lütfen, burası sosyal medya. Neymiş? Sosyal medya.

    Gelin bir daha tekrar edelim -şimdi kafama bir şey fırlatmak istiyorsunuz biliyorum ama gene de yazacağım-:

    “SOSYAL” medya.

    Vurgulama sebebim anlaşıldı mı? 🙂

    Lütfen sosyal olun. ‘Trend Topic’ diye bir olay var Twitter’da. Yani dünya gündemi, ülke gündemi ya da yerel gündemler falan.. Hah, işte burayı takip edin. Buradaki konular hakkında da bir şeyler paylaşmanızda fayda var.

    En azından sizinle dolaylı olarak da olsa alakalı sayılabilecek ya da hakkında yorum yapmanızda sakınca olmayacak bazı konular üzerine paylaşımlar yapabilirsiniz.

    Twitter’da bunu yapmanızı kolaylaştıran şeyler hashtag’lerdir. İşiniz, işletmeniz, ürünleriniz ya da hizmetlerinizle, popüler gündem konuları veya hashtag’ler arasında ilgi kurmaya çalışarak gayet sevimli tweet’ler üretebilirsiniz.

    Bunu yapamayacak olsanız bile, daha fazla görünürlük ve etkileşim kazanmak üzere etiketlerden yani hashtag’lerden mutlaka faydalanmalısınız. Yeter ki tüm tweet’leriniz sadece sizinle ve işinizle ilgili olmasın.

    6. Tweet’lerinizi Tanıtın (Öne Çıkarma)

    Twitter’da reklam vermek ve sponsorlu tweet paylaşmak

    Twitter’da reklam verme elbette para harcamanızı gerektiren bir strateji. Ama çok daha fazla doğal takipçi kazanmak ve mevcut takipçilerinizin size olan bağlılıklarını artırmak için de en etkili yollardan birisidir. Twitter’da işinizi büyütmek yolunda belli bir mesafe katetmişseniz ve artık bir “level” daha yukarıya çıkmak istiyorsanız düşünmeden uygulayacağınız bir stratejidir.

    Tweetlerinizi öne çıkarmak yani ‘sponsorlu tweet’ şeklinde reklam haline getirmek onları hedef kitlenizin tam karşısına çıkaracaktır. Burada dikkat etmeniz gereken husus, amacınıza ulaşmak üzere öne çıkarılacak en doğru ve en iyi içerikleri seçmektir.

    Tanıtım olarak kullandığınız tweetlerden eposta listenizi oluşturmak üzere faydalanabilir ve bu tweet ile insanları bir katılım sayfasına yönlendirebilirsiniz. Bu arada tanıtım sonuçlarınızı test ederek doğru kitleyi hedefleyip hedeflemediğinizi de kontrol etmeniz gerekir.

    7. Influencer’lar (Fenomenler) ile İlişkiler Kurun

    Twitter aslında gerçekten harika bir yer; sadece müşteriler ve potansiyel müşterilerinizle değil, sektörünüzden farklı çevrelerle, potansiyel partnerlerle ve bizde tuhaf bir şekilde fenomen diye tabir edilen ‘influencer’ yani ‘etkileyen’ kişilerle de ilişkiler kurabilmenizi sağlar.

    Tek yapmanız gereken biraz girişken ve öncü olmak, ilk adımı atmak ve diğer kullanıcıları desteklemektir. Onları takip edin, tweet’lerini paylaşın (re-tweetleyin) ve tweet’leri hakkında yorumlar yapın. Yalnız kurduğunuz ilk iletişimler hemen iş teklifleri, ortaklıklar falan ile ilgili olmasın. Az sabır =)

    Önce biraz ilişki kurun, güven bina edin. Onları destekleyen bir tarz benimser ve diyalogların yolunu açarsanız çok güzel şeylerin başlamasını sağlayabilirsiniz. Üstelik bu strateji için sadece Twitter ile sınırlı kalmanıza da gerek yok; bu yeni ‘çevrenizle’ onların diğer sosyal medya hesapları ve blogları üzerinden de görüşmeye devam edebilirsiniz.

    8. Sosyal Medya Otomasyonu Kullanın

    Sosyal medya otomasyonu ile gönderilerinizi takvimleyerek programlayabilirsiniz.

    Sosyal medya otomasyonu düzenli bir program ile gönderiler yayınlamanızı sağlar. Böylece daha iyi sonuçlar elde etmenize yardımcı olur. Bunun için Buffer veya Tweetdeck gibi güzel araçlar mevcut. İçeriğinizi planlayın, gönderilerinizi tasarlayın ve paylaşım takvimini programlayın. Gerisini bu araçlar hallediyor. Güzel, değil mi?

    Ama dikkat! Sadece otomasyona güvenerek hesabınızı ihmal etmeyin sakın. Otomasyon ile kişisel dokunuşu bir dengede tutarak ilerlemeniz gerekiyor. Mesela Buffer kullanarak postlarınızı, yani sosyal medya gönderilerinizi programladınız diyelim. Yine de hesabınızı düzenli olarak kontrol etmeye, yorumlara cevap vermeye ve diğer kişilerin tweet’leri ile etkileşim kurmaya devam etmelisiniz.

    Sonuçta otomasyon programları sadece düzenli içerik paylaşımı yapmanızı sağlarlar. Ama insanlarla etkileşimi sağlayacak olan yine bir “insan” dokunuşudur. ‘Sosyal’ olmaya devam ediyoruz…

    9. Twitter’ı Genel Pazarlama Stratejinizin Bir Parçası Yapın

    Tüm bu strateji ve ipuçlarını özellikle bir arada kullanmaya gayret ettiğinizde Twitter’da işinizi büyütmek için nasıl da belirgin bir katkı yaptıklarını göreceksiniz. İşinizi en iyi siz biliyorsunuz; ürününüzü ya da hizmetlerinizi, onların kimlere yönelik olduğunu, hedef kitlenizin yapısını en iyi siz tahmin edebilirsiniz.

    Tüm yaklaşımınızı bu gerçeklere göre uyarlamalı ve analizleri takip etmelisiniz. Çalışmalarınızın sonuçlarını, ilerleme durumunuzu gözlemleyerek nasıl bir gelişme kaydettiğinizi daha iyi kavrayabilir ve stratejilerinizi buna göre şekillendirebilirsiniz. Tüm bunların ışığında bir kez daha rahatlıkla söyleyebilirim ki doğru kullanıldığında Twitter, işinizi büyütmek ve geliştirmek için gerçekten güçlü bir araçtır.

  • Markanız için Facebook: Burada Markanızı Nasıl Sevdirirsiniz

    Markanız için Facebook: Burada Markanızı Nasıl Sevdirirsiniz

    Markanız için Facebook Ne Anlama Gelir

    Facebook, internette bir iş başlatmak isteyen ve online iş yolculuğuna başlayan birçok girişimci için ilk ve en önemli duraklardan biridir. Haksız da sayılmazlar çünkü Facebook hala bu dünyadaki en büyük ve en popüler sosyal ağ durumunda; haliyle yeni takipçiler ve hayranlardan oluşan bir kitle inşa etmek ve işinizi büyütmek için harika bir yer.

    Markanız için Facebook kıymeti bilinmesi gereken bir mecra olmaya devam edecektir. Akıllı telefonların ve telefonlardaki fotoğraf filtrelerinin bu kadar geliştiği, fotoğraflar çekmeyi ve düzenlemeyi kolaylaştırdığı bir dünyada, Facebook’ta güvenilir ve oturaklı bir marka imajını yerleştirebilmek için alakalı ve yüksek kaliteli fotoğraflar kullanmak artık bir zorunluluk haline geldi.

    Bu, yalnızca marka itibarı oluşturmanıza ve çok hızlı tanınmanıza yardımcı olmakla kalmayacak, aynı zamanda takipçilerinizin içeriğinizi fark etmelerini, anlamalarını ve etkileşimde bulunmalarını sağlayacak bir içerik türü.

    Bu yüzden, eğer sizin paylaşımlarınız kalabalık haber akışında kaybolup gidiyor ve online varlığınız rekabete giremiyorsa, şu dört tavsiyeyi dikkate alarak markanızın sunduğu görsel deneyimi güçlendirmenin zamanı gelmiş demektir.

    1. Markanız için Facebook – Kapak Fotoğrafı

    Ekranın neredeyse dörtte birini kapladığı için kapak fotoğrafları markanızın kişiliğini sergilemeniz için mükemmel bir yerdir. Burayı bir teklifi vurgulamak, hashtag kampanyalarınızı tanıtmak veya insanları harekete geçirecek mesajlarınızı öne çıkarmak üzere kullanabilirsiniz. Ama şunu unutmayın ki aynı anda birden fazla mesajı buradan paylaşmaya çalışmamalısınız.

    Örneğin en yeni e-kitabınızı ya da herhangi bir ürünü öne çıkararak tanıtmak isteyebilirsiniz. Bu çok güzel! Ama sakın birden fazla ürünü, kampanyayı ve kampanya detaylarını uzun uzun buradan vermeye kalkmayın. Tek seferde sadece bir fikri vurgulamalısınız. Hem böylece kapar fotoğrafınızı da sık sık güncelleme şansı bulursunuz.

    Bu arada elbette metinlerin konumlarını da göz önünde bulundurmanız gerekiyor ki genel tasarımınız daha estetik ve anlamlı dursun. Bunun yanında yeni eklenen bir özellik olarak artık facebook kapak fotoğrafınızın yerinde bir video da yayınlayabiliyorsunuz. Eh, “bir resim binlerce kelime anlatır” ise, o zaman bir video da bir milyon kelime anlatır diyebiliriz değil mi?

    Markalar için Facebook kapak videosu uzunluğu 20 ile 90 saniye aralığında olmalı. 820 x 462 piksel ise Facebook tarafından tavsiye edilen video ölçüleri. Facebook sayfalar için kapak fotoğrafı yerine video kullanılabilmesi markalar için harika bir haber çünkü marka mesajınızı özellikle yeni ziyaretçilere en hızlı şekilde vermek istiyorsunuz sonuçta ve sıkı bir video bu iş için en ideal çözüm. Bu videoyu açık, anlaşılır ve kısa tutmanızda fayda var. Havalı bir örnek için Türk Hava Yolları ya da eğlenceli ve hareketli bir örnek için İste ve Yap sayfalarının Facebook kapak videolarına göz atabilirsiniz.

    2. Markanız için Facebook – Profil Resmi

    Profil resminin amacı markanızın anında tanınabilmesini sağlamaktır. Bu yüzden küçük boyutu nedeniyle profil resminde fazla ayrıntılardan kaçınmanız gerekir. Ayrıca onu tasarlarken de boyutu küçültüldüğünde yeterince açık ve anlaşılır bir şekilde görünebileceğinden emin olmalısınız. Profil resmi bölümünü logonuzun kendi başına durabileceği, haber akışında ve farklı platformlarda kullanıcıların kolayca fark edip tanıyabilecekleri bir şekilde kullanmanız icap eder. Ayrıca profil resmi ve kapak fotoğrafınızın benzer ve tamamlayıcı renklerle ve yazı stilleriyle birbirlerine uyum sağlamalarını da öneriyorum.

    3. Markanız için Facebook – Postlar (Paylaşımlarınız)

    Araştırmalar açıkça gösteriyor ki Facebook’ta görsel tasarımlı paylaşımlar metin paylaşımlarından %60’a varan oranlarda daha fazla dikkat çekmekte ve beğeni toplamaktadır. Bugün artık neredeyse tüm markalar da bunun farkındalar; öyle ki paylaşımların %88’i görsel ağırlıklı. Bu yüzden sizin paylaşımlarınızın bu kalabalık arasından sıyrılıp dikkat çekmesi için akılda kalıcı ve farklı bir görsel stili oluşturmanın yollarını bulmanız gerekiyor. Renklerinizin, yazı tiplerinizin, resimlerinizin veya logolarınızın seçimi ve konumlarını belirlemek bu sürecin önemli parçalarıdır.

    Renk

    Her zaman kullanmak üzere iki ya da en fazla dört tane renk seçin ve bunları sosyal medya paylaşımlarınızda tekrar tekrar kullanın. Kitlenizin diğer paylaşımlardan oluşan içerik deryasında sizin markanızı tanımasının en kolay yolu budur. Renk kesinlikle önemli bir ayrıntıdır. Renkler markanızı yansıtmalıdır. Bu yüzden nazik, samimi ve zarif olarak algılanmak istiyorsanız pastel renkleri seçmelisiniz. Eğer markanız genç, canlı ve cesur bir imaj çizecek ise o zaman parlak ve canlı renk tonlarını tercih etmeli ya da güvenilir, yatıştırıcı ve profesyonel görünmek istiyorsanız mavi ve gri tonlarını benimsemelisiniz.

    Yazı Tipleri (Fontlar)

    Yazı tipleri de markanızın kişiliğini yansıtacağından, öncelikle nasıl algılanmak istediğinizi net bir şekilde belirlemelisiniz; elegant mı, modern mi, dost canlısı mı yoksa geleneksel mi? İki ya da en fazla üç tane yazı tipi seçin ve tutarlı bir şekilde bunları kullanın. İlle de çeşitlilik katmak istiyorsanız aynı yazı tiplerinin kalın, ince, düz veya italik, büyük ve küçük harf biçimlerini deneyebilirsiniz. Yazı tipi tercihlerinde en çok gördüğüm ve müşterilerimi de uyardığım hata çok süslü ve el yazması gibi fontların kullanılmasıdır. Belki başlıklarda süslü ve dekoratif yazı tiplerini kullanabilirsiniz ama normal metin kısımlarında mutlaka okunaklı ve daha sade yazı tiplerini tercih etmelisiniz.

    Görsel

    Hedef kitlenizin kişiliğini ve yaşam tarzını yansıtan yayınlar oluşturmak için konuşmak istediğiniz insanları düşünün. Gençler mi yoksa biraz daha yaşlılar mı? Spor yaparlar mı, araba kullanırlar mı? Günlerini bir ofiste mi geçirirler? Hafta sonlarında neler yaparlar veya eğlenmek ile ilgili fikirleri ve yaklaşımları nelerdir? Tüm bu sorular Gratisography, Death to Stock Photo, Adobe Stock gibi ücretli veya ücretsiz stok fotoğraf kaynaklarından en doğru fotoğrafları bulmanıza yardımcı olacaktır. Basit ve ücretsiz bazı uygulamalarla, önceden hazırlanmış şablonlardan da faydalanarak siz de etkileyici eylem çağrıları içeren harika görseller oluşturabilirsiniz.

    Logo

    Tüm yayınlarınız markanızı göstermeli; böylece tutarlılık sağlar ve marka algınızı pekiştirirsiniz. Logonuzun minimum boyutuna karar verin ve görselinizin köşesine yerleştirin. Böylece zorlama olmayan ve görselin önüne geçmeyen bir şekilde, sessiz ama tutarlı olarak markanızı hatırlatmış olacaksınız. ModalinePark logosunu her paylaşımının köşesine yerleştirerek bu konuda iyi iş çıkarmış.

    4. Markanız için Facebook – Facebook Reklamları

    Herhangi bir Facebook reklamının başarısı doğru odaklanmış bir hedeflemeye ve dikkat çekici harika bir görsel tasarıma bağlıdır. Bütçenizin azlığı ya da zaman darlığınız reklam kampanyaları oluşturmanıza engel olmasın. Sosyal medya ve diğer online reklamları hızlı ve ücretsiz olarak oluşturmanıza olanak tanıyan uygulamalar da mevcut.

    Her kampanya için 4 taneye kadar farklı reklam tasarımları geliştirebilir ve bunların her birini test edebilirsiniz. Bu dört reklamda tercihen 2 farklı reklam metni ve görseli kullanın. Arka planla karışacakları için tasarımlarda mavi ya da beyaz renklerden uzak durun.

    Hayranlarınızın “beğen”mesini, “kaydet”mesini veya “alışveriş yap”masını teşvik edecek şekilde bir metin ile görselinizi güçlendirmeyi unutmayın. Facebook reklam görseli üzerindeki metnin, görselin %20’sinden fazla yer kaplamaması konusunda ısrarcı olduğu için, sonradan uğraşmamak adına reklamınızın bu gereksinimi karşılayıp karşılamadığını önceden kontrol edin.

    İşletmeniz e-ticaret de yapıyorsa, 3 ila 5 adet resim içerebilen ve her birini kendi linkine yönlendirebildiğiniz çoklu ürün (multi-product) reklamlarından da faydalanabilirsiniz. Marka hikayesini daha iyi sergilemek adına insanlarla ürünlerin resimlerini karışık olarak kullanarak en iyi sonuçları elde edebilirsiniz.

    Sizin markanız için Facebook sayfanızda görseller sizce ne kadar önemli ve siz görsellerden şimdiye dek ne kadar faydalanabildiniz? İlgi çekici fotoğraf paylaşımları ve reklamlar tasarlamak konusunda sizin keşfettiğiniz püf noktalar var mıdır? Bir yorum yazarak benimle tecrübelerinizi ve görüşlerinizi paylaşırsanız çok sevinirim. Ayrıca varsa sorularınızı da çekinmeden sorabilirsiniz.

    İlgili Yazı: Sosyal Medyada Neden Yeterince Satış Yapamıyorsunuz? İşte Hatanız

  • Linkedin Hashtag Kullanımı ile Etkinizi Artırmak için 6 Öneri

    Linkedin Hashtag Kullanımı ile Etkinizi Artırmak için 6 Öneri

    Sosyal Medyanın Sol Anahtarı Hashtag ve Linkedin’de Hashtag Kullanmak

    Klavyenizde Alt Gr + 3 kombinasyonu marifetiyle ortaya çıkan “hashtag”ler, yani etiketler bugüne dek Instagram ve Twitter gibi sosyal medya platformlarında paylaşım yapmanın temel ilkelerinden birisi oldu. Haliyle Linkedin de artık onları kullanmaya başlamanızı istiyor ve Linkedin hashtag kullanımı da zamanla oturacak bir şey. Düne kadar Linkedin’de hashtag kullanmak hoş görülmeyen bir durumdu çünkü Twitter’daki paylaşımların aynen Linkedin’de de kullanıldığının bir işareti olarak görülüyordu ama artık durum böyle değil.

    Bildiğiniz gibi Linkedin’in temel amacı iş dünyası uzmanları için birincil bir sosyal ağ olmak. Bugün bu amaca ulaşmış durumda ve veri tabanı da müthiş büyüdü. Bundan dolayı artık içeriklerini daha iyi sınıflandırmak, organize etmek ve filtreleyebilmek ihtiyacı hissediyor.

    Hashtag kullanımı da bunu yapmayı oldukça kolaylaştırıyor. Hashtag’ler Linkedin’e, kullanıcılarının en çok önemsediği konuları ‘izleyebilme’ ve böylece üyeleri için daha iyi bir kullanıcı deneyimi oluşturabilme imkanı sağlıyor.

    Linkedin hızlı gelişimiyle çok değer kazandı ve son zamanlarda en önemli arama motorlarından biri haline geldi. Üstelik Google algoritmalarıyla da gayet iyi bir uyum gösteriyor. Google’da bir arama yaptığınızda arama sonuçlarının en başında Linkedin’den gelen içeriklerin gösterildiğini fark edeceksiniz ve bu yakında çok daha fazla görülecek.

    Yani işin özeti şu:

    Linkedin’de SEO’yu geliştirmek, Google’daki arama sonuçlarınızı da iyileştirmek demek.

    İlgili bir konu: 2020’de SEO ve Google’da Yükselmek için (Kanıtlanmış) Taktikler

    Doğru ve Etkili Bir Linkedin Hashtag Kullanımı için bu yazıda irdeleyeceğimiz başlıklar:

    1. Profilinizde Linkedin hashtag kullanımı
    2. Durum güncellemelerinizde Linkedin hashtag kullanımı
    3. Pulse makalelerinizde Linkedin hashtag kullanımı
    4. Şirket sayfanızda Linkedin Hashtag Kulanımı
    5. Yorumlarınızda Linkedin hashtag kullanımı
    6. Alakalı hashtagleri takip etme

    Peki tam olarak hashtag nedir?

    Aşina olmayanlar kullanmaya başlamadan önce “hashtag nedir” diye soracaklardır. Hashtag’ler, sosyal medya kanallarında aranabilme özelliği olan ve önlerinde bir # işareti bulunan kelimeler ya da kelime öbekleridir.

    Hashtag’lere aşina değilseniz bile artık olmalısınız. Zira hashtag’ler sosyal medyada içerik paylaşırken daima kullanacağınız basit anahtar kelime öbekleridir. İşletmenizle, sektörünüzle veya her ikisiyle de ilişkili olabilirler. Örneğin; #Pazarlama #Muhasebe #Finans #ToptanSatış #OnlineSatış gibi.

    Sizin gibi insanları bulmak için hedef kitlenizin kullanabileceği anahtar kelimelerle ilgili hashtag’ler de oluşturabilirsiniz. Örneğin doğalgaz tesisatı işi yapan birisi için #DoğalgazTesisatçısı elbette iyi bir etiket olabilir.

    Adınızı sektörünüzdeki veya mesleğinizdeki herhangi bir konuyla ilişkilendirmek istiyorsanız da yine hashtag kullanmalısınız. Kişisel markanızı oluşturmak ve belli başlı alanlarda hedef müşteri kitlenizdeki insanların sizi bir uzman olarak görmelerini sağlamak için en uygun yollardan birisi hashtag’leri kullanmaktır.

    Linkedin’de hashtag’ler nasıl çalışıyor?

    Linkedin’de hashtag kullanmak Linkedin’deki erişim alanınızı artırarak daha fazla kişiye ulaşmanızı sağlar. Bu sayede bağlantınız olmadıkları halde Linkedin ağınızın dışındaki insanlar da güncellemelerinizi görebilirler. Bu da Linkedin’deki kişisel markanız ve şirketiniz için marka bilinirliği oluşturur. Linkedin’i ziyaret edip arama çubuğuna herhangi bir hashtag yazdığınızda, ilgili kişilerin, şirketlerin, grupların ve yayınların bir listesini alırsınız.

    Aslına bakarsanız aynı hashtag ile iş bile arayabilirsiniz; bu teknik olarak mümkün ama –henüz– hashtag kullanılan iş tanımları ve ilanlarına pek rastlamıyoruz. Ama elbette bu da değişecek!

    #dijitalpazarlama ve #içerikpazarlaması benim en çok kullandığım hashtag’lerden ikisidir. Çünkü ben en çok bu konularda tanınmak istiyorum. Henüz yeni eklemiş olmama rağmen Linkedin biyografi özetime bu etiketi koyduktan sonra Linkedin’de “dijital pazarlama” için ilk 10’da kendimi görüyorum. Ayrıca profil başlığımda da dijital pazarlama terimi yer alıyor ve bu da Linkedin arama sonuçlarındaki konumuma olumlu katkı sağlıyor.

    linkedin arama sonuçları dijital pazarlama
    2021 Güncelleme: Artık dijital pazarlama danışmanı değil Metin Yazarı unvanı ve etiketlerini kullanıyorum.

    Linkedin’de hashtag’leri etkili bir şekilde kullanmaya nasıl başlayabilirsiniz?

    Her toplumda trendleri yakından takip eden, yeniliklere herkesten önce adapte olan ve böylece fırsatları erkenden kullanan bir kesim vardır. İşte bu kesim için Linkedin’de hashtag kullanmak bu trendlerden biridir ve hashtag’leri nasıl avantaja çevirebileceğinizi aşağıda açıklıyorum.

    1. Profilinizde Linkedin Hashtag Kullanımı

    Linkedin profilinizde, özelikle de biyografi özetinizde ve/veya başlıklarınızda hashtag’lere yer verebilirsiniz.

    Linkedin profilinizde bu düzenlemeyi yapmanın en kolay yolu, LinkedIn biyografinizde yer alan ve anahtar kelime olarak kullanılabilecek terimleri hashtag’lere dönüştürmektir. Yalnız profil metninizin akıcılığına zarar vermemek için bu bölümün üzerindeki metne çok fazla etiket eklememeye dikkat edin. Hashtag’lerin görevi, Linkedin arama motorunda sizin yaptığınız işi yapan birilerini arayan potansiyel müşterilerin sizi bulmasını sağlamaktır. İşte benim Linkedin profilim (eski görünümü):

    2. Durum Güncellemelerinizde Linkedin Hashtag Kullanımı

    Durum güncellemelerinizde hashtag’leri kullanmaya başlayabilirsiniz.

    Elbette bunu yaparken abartmamalı ve insanları “hashtag manyağına” çevirmemelisiniz yoksa sizi bulsalar bile onlara güven yerine rahatsızlık verirsiniz. Zira Instagram ve Twitter kullanıcıları gönderilerde çok sayıda hashtag görmeye alışkınlarken, Linkedin’de henüz buna alışkın değiller. O yüzden tavsiyem her gönderinizde en fazla 3 ila 5 arasında hashtag kullanmanız. İşte size bir yanlış ve bir de doğru Linkedin’de hashtag kullanımı örneği:

    linkedinde hashtagleri nasıl kullanalım
    LinkedIn yanlış hashtag kullanımı

     

    linkedinde hashtagleri doğru kullanmak
    LinkedIn doğru hashtag kullanımı

    Gönderinizin nasıl görünmesini isteyeceğinizi siz de buradan kolayca fark edebilirsiniz. Hashtag’leri asıl gönderi metninden ayırın ve böylece paylaşımınızın hem bulunabilmesini, hem de kullanıcıların gözüne hoş ve okunaklı görünmesini sağlayın.

    3. Pulse Makalelerinizde Linkedin Hashtag Kullanımı

    Linkedin Pulse makalelerinizde hashtag’leri kullanmaya başlayabilirsiniz.

    Linkedin Pulse’yi bir süredir kullananlar benden daha iyi bilirler; eğer bir Linkedin Influencer değilseniz makalelerinizin erişimi ve etkileşimi daha kısıtlıdır. Bu nedenle makalelerimizi daha fazla gözler önüne getirebilmek için mümkün olan her taktiği uygulamamız gerekir. Hashtag’lerinizi ya Linkedin Pulse makalenizin metin gövdesinin içinde kullanacaksınız ya da en sonunda anahtar kelimeler olarak listeleyeceksiniz.

    Ayrıca Linkedin Pulse’da yayınlanan makalenizi paylaştığınız durum güncellemeniz içinde de bu hashtag’leri kullanmayı unutmamakta fayda var. Bunu yapmak gayet kolay ve bu düzenlemeler ağınız dışındaki kişilerin de Linkedin Pulse makalelerinizi keşfetmelerine olanak sağlar.

    4. Şirket Sayfanızda Linkedin Hashtag Kullanımı

    LinkedIn Şirket sayfanıza hashtag ekleyebilirsiniz.

    Elbette şirketler için Linkedin en doğru sosyal medya kanalı ve tam bir fırsat ortamıdır. Linkedin Şirket sayfalarına hashtag ekleyin; özellikle de Hakkımızda sayfasına. Uzmanlık alanlarınızı etiketleyerek ve bu etiketleri Hakkımızda / About Us kısmının en altına ekleyerek bu işi de halletmiş olursunuz.

    linkedin şirket profili için hashtag

    5. Yorumlarınızda Linkedin Hashtag Kullanımı

    Yorumlarınıza hashtag ekleyebilirsiniz.

    Evet, diğer kişilerin durum güncellemelerine, yani paylaştıkları gönderilerin altına yorum bırakırken hashtag kullanabilirsiniz. Gönderilerin altına yorumlar bırakmak zaten daha güçlü bir sosyal ağ (diğer bir deyişle network) oluşturmanızın yoludur. Bir de buralarda hashtag’leri kullandığınızda ise bu gönderilerin Linkedin’de kategorilendirilmesine yardımcı olmuş oluyorsunuz ki bu hem gönderi sahibinin hem de sizin işinize yarıyor. Çünkü adınızın belli hashtag’lerle ilişkilendirilmesini sağlamış oluyorsunuz.

    6. Alakalı Hashtagleri Takip Etme

    Etkileşime girme ve izleme fırsatları için hashtag’leri takibe alabilirsiniz.

    Eğer Twitter ve Instagram’da takibe almış olduğunuz belli başlı hashtag’ler var ise bunları Linkedin’de de izlemeye almanız çok iyi olur. Şimdilik bu etikete dair paylaşımlar Instagram’daki gibi önünüze hazır gelmeyecek ve aramaları manuel olarak yapmanız gerekecek belki ama bence yine de buna değer. Çünkü sizin sektörünüzle alakalı hashtag’lerin kullanıldığı paylaşımlarla ilgilenmek, Linkedin’de fark edilmenin iyi bir yoludur.

    Her geçen gün biraz daha otorite oluşturarak uzmanlığınızı kabul ettirebilir, kendinizi kanaat önderliği sıfatına yaklaştırabilir ve güvenilir, birikim sahibi bir sosyal satıcı konumuna ulaşabilirsiniz.

    Sadece sosyal olarak sektördeki konuları, talep ve ihtiyaçları, görüşleri vs. takip etmek için bile kullanmak isteseniz Linkedin sizin için bir hayli faydalı olacak bir platformdur. Çünkü Twitter ya da Instagram gibi kalabalık ve gürültülü bir ortam değildir ve gönderiler akışta (timeline) daha fazla kalırlar.

    Özetle hashtag’ler sosyal ağınızı genişletmek, takipçiler kazanmak, potansiyel müşterileri kendinize doğru çekmek ve satışlarınızı artırmak için kullanılmak üzere, dijital pazarlama alanında önemli araçlardır. Ve doğal olarak onlardan olabildiğince faydalanmaya çalışmanız gerekir.

  • Zihin Okumak: İnternette Satış için Gizli Silahınız

    Zihin Okumak: İnternette Satış için Gizli Silahınız

    Zihin okumak mı? Bu da nereden çıktı şimdi? İşimizle ne alakası var?

    Öyle ya, zihin okumak. Ne büyülü bir olaydır ama değil mi? Esrarengiz, bir şey. Böyle bir süper gücümüz olsa müthiş olurdu. Filmlere konu olmuştur. En çok aklımda kalanı da hala arada oturup izlemekten keyif aldığım Mel Gibson’ın ‘Kadınlar Ne İster’ filmidir. Konu harika işlenmişti ya, çok lezzetli bir filmdi. Neyse, biz kendi konumuza dönelim.

    İnternette müşterilerinizle konuşabilmek hayati bir öneme sahip. Neden mi? Çünkü “iş” dediğimiz şey özünde problem çözmekle alakalıdır. Problem çözmek ve insanlara elde etmek istedikleri sonuçlara ulaşmalarında yardımcı olmak. Özellikle de internette satış yapmak ve para kazanmak istiyorsanız insanların kesin bir problemlerini bilmeli veya bulmalı ve buna çözüm üretmelisiniz. Aynen, bu kadar net: Çözüm sunmalısınız!

    Ve yardımcı olmak, çözüm sunmak istediğiniz insanların o çözümün sizde olduğunu anlamalarını sağlamak için de onların dilinden konuşmalısınız.

    Evet belki online dünya sadece metinlerden ibaret bir ortamdı bir zamanlar; web siteleri insanların soğuk monitörlere bakıp durduğu birer cam vitriniydi. Ama artık öyle değil.

    Bugün dünyanın her yerinden en küçüğünden en devasa olanlarına kadar tüm markalar internetteki tüm online pazarlama araçlarını olabildiğince fazla kullanmaya çalışıyorlar. Hem fazla, hem de en doğru şekilde.

    İnternette insanlara ulaşırken artık blog yazıları, sosyal medya platformları, videolar, görsel tasarımlar ve aklınıza gelebilecek her türlü iletişim kanallarından son haddinde faydalanmaya gayret ediyorlar. Buna mecburlar ve mecbur olduklarını biliyorlar. Bunu yaparken de en doğru iletişimi kurmak gerekiyor.

    Aslına bakarsanız internette bir işe başlamak ya da herhangi bir ürünü – hizmeti internette pazarlamak üzere ilk olarak yapmanız gereken şeylerden birisi zihin okuma yeteneği edinmektir. Hem biliyor musunuz, bu size başkalarının daha önce çözmeyi aklına bile getirmediği bazı gizli problemleri bulma imkanı da sağlayabilir.

    En Doğru İletişimi Kurmak için Pratik Yöntemler

    Peki siz de potansiyel müşterilerle iletişim kurmak için en doğru dili bulma konusunda sıkıntı yaşıyor musunuz? İnsanlarla etkileşim kurma konusunda pek de yardımcı olmayan, onlara samimi gelmeyen “sektör dili” yerine günlük konuşma dilini kullanmak üzere en doğru frekansı yakalama konusunda kararsız mı kalıyorsunuz? Ziyaretçilerinize “vay be, tam da aklımdakileri okumuşlar” dedirtecek sözcükleri bulmak ister miydiniz?

    Evet, elbette bunu isterdiniz ve bunu istemekte sonuna kadar haklısınız. Zira bu mümkün; çünkü bunu yaparak internette kazanan markalar var (harika kazanıyorlar) ve üstelik hepimiz bundan çok daha iyisini de yapabiliriz!

    Heyecanlandıysanız haydi konuya biraz daha derinlemesine dalalım. Şimdi size hedef kitlenizin ve potansiyel müşterilerinizin zihinlerini okumak üzere kullanabileceğiniz 9 tane stratejiden bahsedeceğim. Hemen bugün bu stratejilerden birini seçip uygulamaya başlamanızı çok isterim. O yüzden işte size bonus: Bu yazımın altına bir yorum bırakıp bu stratejilerden hangisini kullanmak isteyebileceğinizi belirtirseniz, bu size benimle konu hakkında tartışabilme fırsatını sağlayacak.

    Birinci Zihin Okuma Tekniği: İlham Perinizle Başlamak

    Bizim millet bu tip şeyleri yapmıyor çünkü bunların önemsiz ya da gereksiz olduğunu düşünüyorlar. Farklı mı olmak istiyordunuz? Siz öyle düşünmeyin! Ciddiye alın, faydalarını görün; sonra gene konuşuruz. Gerçek hayattan hizmetinize mükemmel uyum sağlayan, yani teklifinizi beğenebilecek, onu satın alabilecek 3 – 5 insanın ismini not edin. Hepsinin ortak noktası nedir? Problemleri ve arzuları nelerdir? Bu problemler ve arzular hakkında konuşmak için ne tür bir dil kullanıyorlar?

    İkinci Zihin Okuma Tekniği: Zihin Egzersizi ile Not Almak

    Az önce adlarını yazdığınız o kişilerden birini ele alarak bir değerlendirme yapmalı ve bunları defterinize yazmalısınız. Burada yapacağınız şey yoğun bir empati egzersizidir. 10 dakikacık bir sorgulamayla elde edeceğiniz cevaplar çok kıymetli olacaktır; not alın:

    • Sizi geceleri uyutmayan şey nedir?
    • Mevcut durumunuzla ilgili neyi değiştirmek isterdiniz?
    • Mevcut durumunuzla ilgili neyi seviyorsunuz?
    • Hayatınızda neyin olmasını çok isterdiniz?
    • Kimi kıskanıyorsunuz? Onlarda sizde olmayan ne var? (Neyini kıskanıyorsunuz?)

    Üçüncü Zihin Okuma Tekniği: Çay – Kahve Sohbetleri

    Hedef pazarınızda bulunan insanlarla sohbetler yapmak acayip faydalı. Onların içlerini dökmelerini sağlayın ve dertlerini nasıl anlattıklarını dikkatle dinleyin. Gerekirse not almayı unutmayın, çekinecek bir şey yok. Gerçekten sorunlarına yönelik bir çözüm üretiyorsanız, insanlar size o sorunlarından memnuniyetle bahsedeceklerdir. Böylece insanlara doğrudan kendi alışkın olduğunuz dille değil, onların sizden istediği dille yaklaşmış olacaksınız.

    Dördüncü Zihin Okuma Tekniği: Anket Göndermek

    Bülten aboneleriniz, sosyal medya platformlarındaki takipçileriniz vs. varsa bu kitleye basit bir anket göndermek harika bir fikir olur. Anket gönderdiğimde kitlem hakkında önemli bilgiler öğrenirsiniz. Yeni bir hizmet sunacağınız zaman buradan topladığınız bilgiler müthiş faydalı olacaktır. Size gerçekten bilmek istediğiniz konuların özüne ulaşmanızı sağlayacak 5 ila 7 sorudan oluşan kolay bir anket oluşturmanız bile hedefi on ikiden vurmanıza yardımcı olabilir. Bir ipucu: Sorularınız hedef kitlenizin mevcut hayal kırıklıkları ve arzularına odaklanmalıdır.

    Beşinci Zihin Okuma Tekniği: Blog Yorumlarını Okumak

    Hem kendi blogunuzdaki ve hem de hedef pazarınıza hizmet eden diğer bloglardaki okur yorumları altın değerindedir. Ne kadar bulabiliyorsanız… Hepsine ulaşın ve okuyun. Rakiplerinizin blogundaki yorumları bile okuyarak, insanların sizin konunuzla ilgili yayınlarda ne gibi yorumlar yaptığını ve neler sorduklarını görebilirsiniz.

    Altıncı Zihin Okuma Tekniği: Google ve YouTube’da Aramalar Yapmak

    Bir blog yazısı başlığına veya bir Youtube videosu ismine karar vermeden önce ben de her zaman Google’ın ve YouTube’un arama çubuklarında çeşitli seçenekleri test ederim. Bazen çok kullandığımız bazı terimlerin halk arasında daha farklı ifade edildiğini öğrenerek onu kullanmaya başlıyoruz.

    Yedinci Zihin Okuma Tekniği: Kitaplara Bakmak

    Tıpkı blogları araştırmak gibi, okurlarıyla iletişim kurma konusunda çok başarılı olan yazarların kitaplarına göz atmakta da fayda var. Uzmanlar için yazılmış olanlar değil de, doğrudan son kullanıcı hedeflenerek yazılmış kitapları seçmeye dikkat edin.

    Sekizinci Zihin Okuma Tekniği: Emailleri Özenle Okumak

    Büyük ihtimalle okurlar size mailler gönderiyorlardır. Bunlar aslında size altın tepside sunulmuş iletişim dili örnekleridir. Size ürününüz, hizmetiniz, işletmeniz vs. ile ilgili sorular yönelttiklerinde kullandıkları dili özenle inceleyin ve pazarlama çalışmalarınızda bu dile yer verin. Yeni eğilimlere dikkat edin ki bunları yeni veya daha iyi hizmetler sunmak için kullanın.

    Dokuzuncu Zihin Okuma Tekniği: Geçmiş Deneyiminizi Kullanmak

    Bir zamanlar siz de okurlarınızın bugün olduğu yerde miydiniz? Örneğin daha önce epey kiloluyken giderek müthiş fit bir görünüme kavuşmuşsanız ve şimdi insanlara bunu nasıl başaracaklarını öğretiyorsanız (fitness koçu, pilates eğitmeni, diyetisyen vs. olarak), kendi geçmişinizi de kendiniz için ilham olarak kullanabilirsiniz. Hedef kitlenizin şu anda sahip olduğu o sıkıntılar sizde de varken neler düşünüyordunuz? Ne yapmak istiyor, neleri hayal ediyor ve bunlara ulaşmak konusunda hangi zorlukları yaşıyordunuz? Bu sorununuzla ilgili hangi blogları okuyor, ne tür yayınları takip ediyordunuz?

    Sonuç

    İşte böyle. Şimdi internette satış ve başarı için potansiyel müşterilerle en doğru iletişimi kurmak konusunun ne kadar önemli olduğunu ve zihin okuma yeteneğinin buna katkılarını daha iyi anlamış olduğunuzu düşünüyorum. Umuyorum bu taktik ve teknikler sizin de işinize yarar ve hedef kitlenizle çok daha iyi bir iletişim kurmanızda size yardımcı olurlar.

  • Dijital Pazarlama Nedir? Dijital Pazarlama Danışmanı Ne İşe Yarar?

    Dijital Pazarlama Nedir? Dijital Pazarlama Danışmanı Ne İşe Yarar?

    Dijital Pazarlama Nedir?

    Dijital pazarlama danışmanı nedir, kimdir, ne iş yapar diye konuya dalmadan önce elbette kısaca bir giriş yapmak üzere ilk sormamız gereken “dijital pazarlama nedir” sorusudur herhalde.

    Dijital pazarlama, çevrimiçi (online) ortamda uygulanan çeşitli pazarlama biçimlerini tanımlamak için kullanılan bir çatı ifadedir. Bu çatı ifade yani dijital pazarlama, web tasarım ve geliştirme, piyasa analizi, arama motoru optimizasyonu (kısaca SEO olarak bilinir), Google Ads (eski adıyla Adwords), Facebook / Instagram reklamları ve video (YouTube) reklamcılığı gibi ücretli medyayı içerir, ancak bunlarla sınırlı değildir.

    Dijital pazarlama her tür ve büyüklükteki işletmenin internet ortamındaki satış çabalarını karşılamak için gerekli ve faydalı bir çalışmalar bütünüdür. İşletmelerin müşterilerini ve potansiyel müşterilerini daha iyi hedeflemek için farklı çevrimiçi kanallardan yararlanmalarını sağlar. En yeni pazarlama araçlarını, teknolojiyi ve trendleri bir araya getirir ve işletmelerin müşterileri ve potansiyel müşterilerine etkin bir şekilde ulaşmalarına yardımcı olmak için onları kullanır.

    Her kanal farklı kitleler için tasarlanmıştır ve çeşitli hedefleme yöntemleri sunar. Örneğin, Facebook reklamları insanları demografik, psikografik ve çevrimiçi göz atma davranışlarına göre hedefleme olanağı sağlar. Temel olarak, farkındalık yaratmak, ilgi oluşturmak ve hatta bir ürün veya hizmet için istek (talep) oluşturmak üzere çalışır. Bu pazarlamada İngilizce A.I.D.A. olarak kısaltılmış pazarlama hunisi başlıklarının bir parçasıdır.

    farkındalık yaratma: kullanıcı sizi/ürününüzü/hizmetinizi hiç bir zaman bilmiyordu ama bilse ilgisini çekebilir

    ilgi oluşturma: kullanıcı sizi biliyordu ama şimdi gerçekten ilgilenmeye başlayabilir

    AIDA modeli pazarlama hunisi; terim anlamları: (Awareness: Farkındalık, Interest: İlgi, Desire: İstek, Action: Eylem)

    Öte yandan Google Ads, arama sorgusu reklamları ve görüntülü / videolu reklamlarla, arama sorguları temelinde hemen şimdi satın almak isteyen veya yalnızca ilgi alanı oluşturan potansiyel müşterileri bulmak için kullanılabilir.

    Dijital Pazarlama Danışmanı Ne İş Yapar?

    Artık hepimiz iyi biliyoruz ki insanlar zamanlarının müthiş bir bölümünü internette geçiriyorlar. Ortalama bir vatandaş bile bugün 10 yıl öncekinden iki kat daha fazla zamanını internete ayırıyor. Buradan dahi insanların alışveriş yapma şeklinin ne kadar değiştiğini gözlemleyebiliyoruz.

    O yüzden klasik pazarlama çalışmalarının artık eski günlerindeki etkisinin kalmadığı gerçeğini kabullenmek zorundayız. Bunu kabullenen markaların dijital pazarlama çalışmalarını ne kadar yoğun ve etkin kullandıkları da zaten ortada.

    Pazarlamanın amacı satıştır ve bunu başarmak üzere hedefi de müşterilerle bağ kurmaktır. İnsanlarla en doğru ortamda, en uygun zamanda ve en etkili şekilde bağlantı kurarak onları potansiyel müşterilere dönüştürmek ve sizden satın almalarını sağlayacak bir ilişki bina etmek.

    Dijital pazarlama da bu ilişkiyi kuracak çalışmaları yapabilmek üzere size gerekli araçları ve ortamları sağlar. Geriye kalan bu araçları en doğru stratejilerle kullanmaktır. Peki bu stratejileri kim geliştiriyor, sizin için en iyi stratejilerin hangileri olduğunu kim nasıl belirleyecek? Geldik dijital pazarlama danışmanına…

    Dijital pazarlama danışmanının rolü nedir?

    Bir dijital pazarlama danışmanı temel olarak bir işletmenin istediği sonuçları almak üzere doğru hedef kitleye nasıl yaklaşabileceğini ve erişebileceğini bilen, yetenekli bir profesyoneldir.

    Dijital pazarlama danışmanının temel olarak yaptığı şey mevcut müşteriler ve potansiyel müşterilerle en iyi ilişkilerin nasıl kurulacağını belirlemektir. Bir pazarlama danışmanı şirketin mevcut iş modelini kullanarak piyasadaki potansiyelin ne olduğunu düşünür ve sonra da marka için başarılı bir şekilde çalışarak hedeflerine ulaşmalarını sağlayan bir pazarlama stratejisi oluşturur.

    Bir dijital pazarlama danışmanının üzerinde çalışabileceği konular temel olarak şunlardır:

    • İşletmenin mevcut müşterilerle etkileşim kurması ve yenilerini çekmek için yeni fırsatlar bulmak
    • Sosyal medya, SEO ve e-posta pazarlaması gibi mevcut pazarlama çalışmalarının bir değerlendirmesini yapmak ve daha etkili pazarlama yöntemleri oluşturmak için kullanmak
    • Şirketlerin markalaşmasını geliştirmek, böylece tüketiciler arasında daha iyi bir yankı uyandırmak
    • Müşteri katılımını ve iletişimi artırmak; bunun için en harika araçlar olan sosyal medya platformlarında çeşitli (ücretli ve organik) sosyal medya kampanyaları geliştirmek
    • Web sitesi, blog, satış sayfaları gibi platformları içerik için koordine ederek tüm içeriğin SEO uyumlu ve arama motoru dostu olduğundan emin olmak
    • Pazarlama kampanyalarını e-posta, sosyal medya, mobil pazarlama ve yerel pazarlama yoluyla yönetmek
    • Başarıyı izlemek ve en iyi sonuçların elde edilmesini sağlamak için Google Analytics, Google arama konsolu ve Isı haritası ile kullanıcı izleme ve kayıtları gibi analitikleri kullanmak

    Bir pazarlama danışmanının rolü, birçok farklı pazarlama ve iş alanında yardım sundukları için oldukça farklıdır. Bir işletmenin, en iyi müşterilere / potansiyel müşterilere doğru platformlarda ulaşmak için çevrimiçi pazarlamadan yararlandığından emin olmak için danışmanlık yapar, plan yapar ve araştırırlar.

    Peki bir dijital pazarlama danışmanı gerçekten sizin için neler yapabilir? Bir dijital pazarlama danışmanı ile çalışmak ne işinize yarar? Gerçekten bir danışmana ihtiyacınız var mıdır?

    Gelin bu sorunun cevabını net başlıklarla verelim.

    Dijital Pazarlama Danışmanı Ne İşe Yarar ve Sizin Gerçekten Bir Pazarlama Danışmanına İhtiyacınız Var mı?

    1. Bir pazarlama danışmanı sizin “bulunmanızı” sağlar.

    Arama motoru sıralaması, çevrimiçi bir varlığı olan herhangi bir işletme için hala geçerli bir stratejidir. Sosyal medyanın popülerliğine rağmen, çoğu tüketici bir ürün veya hizmet hakkında bilgi bulmak için ziyaret ettiği ilk yer Google, Yahoo, Bing veya başka bir arama motorudur. Sitenizin ne kadar fazla ziyaretçisi varsa o kadar fazla kişinin sizden satın alma şansı var demektir. Durum bu kadar sade ve basittir.

    Başarılı, iyi durumda bir kampanya, web sitenizi dipsiz kuyulardan alıp ilk sayfaya getirebilir. Bazen –örneğin yeni bir site veya baştan başa içerik yenilemesi gibi çalışmalarda– bu yükselmenin ortaya çıkması birkaç hafta veya birkaç ay sürebilir. Kimi zamanlarda da web tasarımınızdaki birkaç değişiklik, sıralamanızı bir gecede sıçramaya uğratabilir.

    2. Danışmanlık müşterilerinizin sizinle ilgili kalmalarına yardım eder.

    Bir iş için en büyük zorluklardan biri müşterilerini sürekli kendisiyle meşgul etmek ve ilgilerini çekmeye devam etmektir. Çünkü piyasada tüketicilerin sürekli dikkatini çeken birçok farklı marka ve mesaj var.

    Böyle bir yoğunluk ve karmaşanın yer aldığı bir ortamda, sadece internette “yer almamız” yeterli değildir. Güçlü içeriklere ve “en etkili kullanıcıları” markanızla etkileşim kurmaya teşvik eden uzun vadeli bir stratejiye ihtiyacınız var. Çünkü online mecranın kanunu açık ve nettir; daha fazla beğeni ve paylaşımınız varsa, daha fazla kişi markanız hakkında konuşur – ve daha fazla kişi satın alır!

    Pareto Prensibi’ne göre satışlarınızın yüzde 80’ini, müşterilerinizin yüzde 20’si sayesinde gerçekleştirirsiniz. Sadık müşterilerin en çok parayı harcadıklarını, dolayısıyla şirketlerin neden sadakat programlarına bu kadar çok yatırım yaptığını bize ayrıntılarıyla açıklayan pek çok araştırmalar mevcuttur.

    3. Dijital pazarlama danışmanı size yeni bakış açıları kazandırır.

    İnsanlar ve işletmeler belli bir süreden sonra bir yerlerde takılıp kalıyor. Elbette siz web sitenizin, reklamlarınızın ve ürünlerinizin gayet iyi olduğunu ve her şeyin yolunda olduğunu düşünüyor olabilirsiniz. Peki ya reklam ve pazarlama modeliniz rakiplerinize, müşterilerinize ve potansiyel müşterilerinize nasıl görünüyor acaba?

    İnternette kullanıcıların %84’ü davetsizce araya giren veya alakasız olan reklamlar yüzünden web sitelerinden ayrılıyorlar. Yeni bir bakış açısı son derece değerlidir, özellikle de çalışmalarınızdan arzu ettiğiniz kadar veya olması gerektiği kadar verim alamıyorsanız.

    4. Dijital pazarlama danışmanlığı daha ekonomiktir.

    Şirket içi SEO uzmanı, sosyal medya yöneticisi, metin yazarı, halkla ilişkiler müdürü, web tasarımcısı, reklam yöneticisi ve video yazarı bulundurmanın ne kadar maliyetli olacağını düşünün. Bu insanları işe almak, onlarla görüşmek ve onları eğitmek için insan kaynaklarına yatırım yapmanız gerekir. Tüm bu insanlar için maaş ve ikramiyeler / primler ödemeniz icap edecektir ki burada yüz binlerce liradan bahsediyoruz.

    Bunun yerine tam hizmet sunan bir dijital pazarlama danışmanı veya bir danışmanlık firması ile çalışarak aynı kalibrede iş için, çılgınca kurum içi masraflardan kurtularak çok daha cazip ödemeler yapmayı tercih edebilirsiniz.

    5. Danışmanlar rakiplerle rekabeti sürdürebilmenize yardımcı olur.

    İnternette pazarlama çok zorlu ve çetrefilli bir iştir. Çoğu zaman, şirketin kurucusu ya da CEO’su, artık görevini sürdüremez hale gelinceye kadar pazarlama lideri gibi hareket eder. Birisi düzenli olarak sosyal medyanız, içeriğiniz ve SEO’nuz üzerinde çalışsa ve sizi enerjinizi ve vaktinizi işinizi büyütmeye ayıracak şekilde özgürleştirse ne kadar harika olurdu acaba?

    Rekabette güçlü kalmak adına nasıl da rahat çalışabileceğinizi hayal edin. Bir danışman ile çalışmak, omuzlarınızdan büyük bir yük alır ve size biraz nefes alma şansı verir. İyi bir dijital pazarlama danışmanı, en iyi rakiplerinizin zamanlarını ve paralarını nereye yatırdıklarını görmek için rekabetçi araştırmalar yürütür, böylece siz de temponuzu koruyabilirsiniz.

    6. Yenilik, gençleşme, güzelleşme…

    Dijital pazarlama danışmanının en önemli görevlerinden birisi de web sitenizin en iyi şekilde görünmesini ve işlev görmesini sağlamaktır. Web sitenizin sloganınızı, mevcut işinizi ve hedeflerinizi temsil eden bir görünüme sahip olmasını istersiniz. Yaptığınız iş ve sunduğunuz ürün ya da hizmetle ilgili gayet açık ve net, güncel, profesyonelliğinizi yansıtan, aynı zamanda görsel olarak çekici bir web sitesi olsun istersiniz.

    Bazı işletmeler yıllar önce bir web sitesi yaptırdılar ve hala ondan faydalanmaya çalışıyorlar. Tabi ki bu sitelerin hiçbiri bir işe yaramadığı gibi pek çoğu da yok olup gitti bile. Artık flaşlı, animasyonlu ya da tek sayfalı tekdüze siteler tarihin tozlu raflarında kaldı. Bugün Hyundai, İkea, Turkish Airlines gibi dünyanın en tanınmış markaları bile pazarda her zaman güncel ve bilinir kalmak için web sitelerini yeniliyor, değiştiriyor ve geliştiriyorlar.

    7. Dijital pazarlamacılar sizin saygınlığınızı gözlemler ve korur.

    Bugün insanların ürünlerle hizmetlerle dahası markalarla ilgili şikayetlerini duyurmak için başvurdukları ilk adresler Facebook, Twitter, Instagram gibi sosyal medya platformlarıdır. Eğer bir müşteri şikayet için size ulaşıyorsa veya sosyal medyada dertleniyorsa ne mutlu!

    Çözmek için ve hem de o müşteriyi en iyi şekilde memnun etmek için harika bir şansınız var demektir.

    Ama eğer size ulaşmıyor veya hiçbir yerde konuşmuyorsa bu durum o zaman çok daha vahim olabilir. Çünkü o müşteriyi sonsuza kadar kaybetmiş olmanız bir yana, bir de o kişinin ölene kadar etrafa vereceği olumsuz bildirimlerle müşteri kaybedebileceksiniz. Bundan haberiniz dahi olmadan…

    Bugün çok büyük markalar bile sosyal platformlarda şikayet eden müşterilerle başa çıkmak konusunda müthiş beceriksiz davranabiliyor, hatta insanların yorumlarını silerek onların sesini kesmek gibi dehşet bir yanlışa dahi düşebiliyorlar. En güzeli iletişim sanatına hakim, akıllı birilerinin yapıcı çözümler üretebilmesini sağlamaktır.

    Dijital pazarlama danışmanı, müşteri duyarlılığına aşina oluşu ve nabız tutma konusundaki yeteneği ile en doğru tavrı sergileyerek sizi ve markanızı hızlı, kolay ve en etkili şekilde korumaya alır.

    Sonuç

    Ürün ya da hizmet, minik ya da dev boyutlarda, toptan ya da perakende her ne satarsanız satın, bugünün dijital hakim dünyasında, internette pazarlamaya ihtiyacınız vardır -tıpkı düne kadar geleneksel pazarlama çalışmalarına ihtiyacınız olduğu gibi.

    Bir şey satmak için sessiz sakin bir sokağa değil, çarşıya hatta pazar yerine gideriz. Olduğumuz yerde gazete okuyarak beklemez, renkli kartonlar ya da büyük yazılı ya da ışıklı tabelalar kullanır, müzik çalar, bağırır çağırır, insanlara seslenir, dikkat çekeriz. Fiyat ya da özellik sormaya gelenlerle sohbet edip yakınlaşmaya ve onları ikna etmeye çalışırız.

    İşte dijital pazarlama dediğimiz şey de aslında tüm bu çabaların online ortamdaki tezahürleridir ve hepsinin belli bir hedef, plan, strateji ve taktiklerle yoğrularak gerçekleştirilmesi gerekir – ki o pazar yerinde daha fazla insan bizimle muhatap olsun, soru sorsun, yakınlaşsın, bize güvensin ve satın alsın.

    Şimdiye dek dijital pazarlama danışmanı ne iş yapar ve bizim ne işimize yarar diye merak ediyorduysanız burada anlattıklarımla biraz daha aydınlanmış olduğunuzu düşünüyor, hepinize internette hayırlı – bereketli işler ve bol satışlar diliyorum.

  • Web Sitesi Nedir, Blog Nedir? Web Sitesi ile Blog Arasındaki Fark Nedir?

    Web Sitesi Nedir, Blog Nedir? Web Sitesi ile Blog Arasındaki Fark Nedir?

    Soru: “Yahya Bey bize hep blog, blog diyorsun da nedir bu blog? Web sitesinden farkı nedir, nasıl bilicez, nasıl yapıcaz?” 🙂

    Bu soruları sormakta haklısınız.. Hadi öyleyse biraz bundan bahsedelim… Pek çok insanın web sitesi var (işleri veya kişisel kullanımları için) ve pek çok insanın da blogu var. Konumuz web sitesi ile blog arasındaki fark nedir tam olarak bilinmemesi meselesi. Web sitesi ile blog kesinlikle aynı şey değiller.

    Şöyle düşünün. Web sitesi internetteki mağazanız ve vitrinleriniz gibidir. İnsanların oraya gelmesi, onları görmesi ve ürünlere göz atması, fiyatları sorması, velhasıl alışveriş yapmaları gerekir.

    Blog ise sizin el ilanlarınız, broşürleriniz, günlük ve haftalık yayınlarınız gibidir. Bunlarla insanların dikkatini çeker, onları mağazanıza getirir ve sizinle tanışmalarını sağlarsınız. Sonra size sorular sorar, sizi takip etmeye ve beğenmeye başlarlar. Bu tür bir etkileşimin devamı karşılıklı güvene ve sempatiye dayalı bir ilişkidir. İyi bir ilişki de alışverişle sonuçlanır. Üstelik güvene dayalı bir ilişki tek bir alışverişle sonlanmaz, devam eden bir alışveriş alışkanlığına yol açar.

    Aşağıdaki notlar web sitesi ile blog arasındaki farkları temel olarak açıklıyor:

    Web Sitesinin Temel Özellikleri

    • İçerik statiktir (sabit, durağan).
    • Resmidir / profesyoneldir.
    • Etkileşim yoktur. Tek taraflı bir iletişim söz konusudur.
    • İşleme yöneliktir; alışveriş – ödeme vs.
    • Ürünler ve / veya hizmetler ile alakalı bir iletişim vardır.
    • Neredeyse herkesin bir web sitesi vardır. Aslında bugün web sitesi her tür iş için bir gereklilik, hatta bir zarurettir.

    Blogun Temel Özellikleri

    • İçerik düzenli olarak güncellenir.
    • Resmi değildir.
    • Etkileşimlidir (interaktiftir).
    • Bilgilendirici ve eğiticidir.
    • Sektörel veya müşteri sorunlarına yönelik olarak bir etkileşim söz konusudur.
    • Herkesin bir blogu yoktur.

    Web Sitesi Nedir, Nasıl Çalışır ve Ne İşe Yarar

    Bir web sitesinin en temel özelliği ürün ya da hizmetler satan sanal bir mağaza niteliğinde olmasıdır. Bir web sitesi kendi kendinizin reklamını ve tanıtımını yapmak için mükemmel bir forum ortamıdır.

    Promosyon ve alışveriş insanların bir web sitesini ziyaret ettiklerinde tam olarak bekledikleri şeydir. Herhangi bir şeyi satın alma noktasına geldiklerinde ihtiyaçlarını en iyi karşılayan web sitesine giderler. Online olarak web sitenizden doğrudan bir şeyi satın alabilirler ya da fiziksel mağazanızın yerini öğrenmek ve alışverişlerini yapmak üzere sitenizi kullanabilirler. Bir müşteri sizden bir şey satın aldığında çok büyük bir olasılıkla bir daha mağazanıza uğramayacaktır.

    Ayrıca web siteniz üzerinden potansiyel ve mevcut müşterilerinizle bir ilişki bina etmek temel olarak imkânsızdır. Çünkü web siteniz statiktir. Yani içerik sabittir. Birisi sizden bir şey satın aldığında herhangi bir etkileşim için potansiyel bulunmaz bu yüzden ilişkinizin gelişmesi şansı yoktur.

    Blog Nedir, Nasıl Çalışır ve Ne İşe Yarar

    Bunun yanında bir blog ise potansiyel müşterilere ve mevcut müşterilere sürekli ilginç ve faydalı içerikler sunmaya devam eder. Böylece insanların blogla, blog yazarıyla iletişime ve etkileşime geçebilmelerini sağlar. Blogunuzu ziyaret eden insanlar belli konularda tartışma (fikir alışverişleri) yapabilirler, merak ettikleri konular ve ayrıntılar hakkında sorularını sorabilirler.

    Ayrıca blog içeriğiniz sayesinde, işinize web sitenizin sabit içeriğiyle elde edemeyeceğiniz bir boyut da kazandırabilirsiniz. Tutarlı ve düzenli bir blog içeriği ile belli bir süre sonunda işiniz hakkında, alanınızda bir uzman olarak görülmeye başlayacak ve insanlardan konuya ilişkin cevaplarını almak üzere sorularını yönelttikleri bir adres haline gelmeye başlayacaksınız. Bu da sizin için daha fazla soru – cevap – konuşma – diyalog – etkileşim demek olacaktır.

    Tüm bunlar satışa giden yoldaki faydalı süreçler ve aşamalardır. Çünkü bu durumda insanlarla kurduğunuz ilişki gelişecek ve güçlenecektir. Blogunuz aracılığıyla etkileşime geçtiğiniz insanların bazıları hiçbir zaman sizin müşteriniz olamayabilirler. Olmayacaklardır da. Ki bu gayet kabul edilebilir bir durum. Zira üzerlerinde herhangi bir satış baskısı olmadığı için sizinle diledikleri kadar etkileşime girebilirler.

    Çok önemli bir gerçek de şudur ki etkileşime girdiğiniz insanlar sizi bir “insan” olarak tanırlar. Farkında olarak ya da olmayarak, bu insanı her yönüyle ele alırlar; dürüstlük seviyeniz, yaptığınız işe ve sunduğunuz şeylere karşı olan tutkunuz, onlara verdiğiniz bilgi ve paylaştıklarınız

    Özetle Web Sitesi ile Blog Arasındaki Fark ‘Uzaktan El Sallamak’ ile ‘Yanyana Konuşmak’ Arasındaki Fark Gibidir

    Blogların karşılıklı etkileşimi destekleyen çok sayıda faydalı özellikleri vardır. Blog, ziyaretçileriniz için içeriğinize abone olma fırsatı sunar. Böylece düzenli olarak sitenizle ilgili her tür güncellemeyi, yeni yazı ve haberleri takip edebilirler. Etkileşimde bulundukları kişilerin sosyal medya profillerinde bir güncelleme olduğunda veya bloga / siteye yeni içerikler eklendiğinde bunlardan derhal haberleri olur.

    Etkili ve faydalı olabilmek için blogların haftada en az bir veya iki kez yeni içeriklerle güncellenmeleri gerekir. Taze, yeni ve orijinal içerik çok önemlidir. İnsanları etkileyen, cezbeden ve devamlılıklarını sağlayan şey kesinlikle içeriktir ve sürekli ziyaretçiniz olan bu insanlar sonunda sizin müşterilerinize dönüşürler.

    Bir blogun gerçek amacı insanlara faydalı, yardımcı, kıymetli, bilgilendirici ve ilgi çekici içerik sunmaktır.

    Blogun amacı kesinlikle insanlara reklam, tanıtım yapmak ya da bir şeyler satmaya çalışmak değildir. Bu en sık gözlemlediğim yanlışlardan biridir. Eğer blogunuzu bu yönde kullanmaya çalışırsanız, sonunda kesinlikle hayal kırıklığına uğrayacağınızdan emin olabilirsiniz. Bu şekilde hiç kimseyle kalıcı bir ilişki geliştiremezsiniz ve büyük ihtimalle çok fazla satış da yapamazsınız.

    İnsanlar güvenmedikleri kişilerden bir şey satın almazlar, öyle değil mi? Bunu siz de iyi biliyorsunuz. Size güvenmelerinin yegane yolu da sizi tanımalarından geçiyor. Ve insanların sizi yanlış tanımalarını istemezsiniz diye düşünüyorum.

    En iyi Çözüm: İkisi Bir Arada (Web Sitesi ve Blog)

    Şimdi gelelim nasıl bir strateji izleyeceğinize. Web siteniz nasıl olmalı, nasıl bir blogunuz olmalı, nasıl blog içeriği üretmelisiniz?.. Çok etkili olduğu kanıtlanmış bir yaklaşım, web sitenizi WordPress gibi bir blog yazılımı ile oluşturmaktır.

    Blog yazılımı, özellikle de WordPress gibi profesyonel bir platform size hem statik web sayfaları hem de blog sayfaları (yayınlar) sağlama olanağına sahiptir. Her ikisi de internetteki görünürlüğünüzün başarısı için gerekli olduğundan, WordPress geleneksel bir web sitesi ve bir blog içeren web varlığınızı tasarlamanıza olanak tanır.

    WordPress veya benzeri bir blog yazılımı ile aynı zamanda şu avantajlardan da faydalanabiliyorsunuz:

    • Homojen bir görünüm ve his; yani genel tasarımızdaki uyum
    • SEO (arama motoru optimizasyonu) için kolaylık
    • Yüzlerce faydalı eklentiyi hem web sayfalarınız hem de blog yayınlarınız için uyumlu kullanabilmek
    • Web sitenizi kolay ve hızlı tasarlayabilme ve geliştirebilme şansı
    • Tüm web altyapısı bir içerik yönetim sistemine (CMS – content management system) dayalı olduğundan, bakım ve güncelleme kolaylığı

    Sonuç

    Bloglar ve web siteleri farklı şekillerde çalışır, farklı amaçlara hizmet eder ve farklı kısa vadeli sonuçlar üretir. Bununla birlikte, internetteki görünürlüğünüzü artırmak ve işletmenizin webdeki itibarını güçlendirmek için her ikisi de gereklidir. Online varlığınızın bir parçası olarak her ikisine de sahip olmanız önemlidir.

    Web sitesi ile blog arasındaki fark birine kartvizit ya da katalog vermek ile ona sürekli hoşuna giden, işine yarayan bilgilerle dolu bir bülten göndermek gibidir. Web sitesi ve blog bir arada olduklarında çok sıkı iş çıkarırlar. İşletmenizin internetteki varlığı için onları iyi kullanırsanız uzun vadede müthiş olumlu sonuçlar göreceksiniz.