SINIF ATLAMAYA

HAZIR MISIN?

Kalabalığa karışan kaybolur. İnternette satış yapmak istiyorsan ayırt edilmek zorundasın. “Ben farklıyım / biz farklıyız” demekle farklı olunmaz. Bunun kararını verecek olanlar diğer insanlardır; web sitenin ziyaretçileri, blogunun okurları, sosyal medya hesaplarında gezinenler, hatta elindeki telefonuyla internette öylesine dolaşan alakasız insanlar.

Türkiye’nin ve Avrupa’nın önemli markalarını memnun etmiş metinlerin yazarı olarak sana garanti ediyorum ki özgün olmazsan kaybedersin. Zengin, kaliteli ve özgün bir içerik sunuyorsan hedef kitlen seni zaten bulacak. Ama eğer kaliteni o insanlara anlatamazsan ne kadar iyi olduğunun pek bir önemi olmayacak.

Bugün internette satış yapmak istediğinde sana her yerde süslü dijital pazarlama lafları anlatanlar bulacaksın ama şimdilik onları bir kenara bırak. Beni dinle: Hemen kazanmaya başlamak istiyorsan insanlara ‘dokunan’ cümleler kuracak, onlara ilginç hikayeler anlatacaksın, başka yolu yok. Burada sana bunu nasıl başaracağını anlatıyorum. Tadını çıkar.

GÜÇLÜ MARKA İMAJI

Web sitesi ve diğer online mecralarda tarzını net bir şekilde ortaya koymalısın

ETKİLİ KONUŞMA

İnternette ne tür içerik kullanırsan kullan, insanlara güven veren, etkili bir konuşma şekli geliştirmelisin.

DOĞRU BLOG İÇERİĞİ

İçerik pazarlamasını kullanmalı ve 3, 6, 12 aylık blog planlamanı yapmalısın.

SOSYAL MEDYA DİLİ

Sosyal medyada niye varsın? Bunu anlaman ve hedef kitlene göre bir üslup benimsemen gerekiyor.

ÇARPICI BAŞLIKLAR

Merakı tetikleyici başlıklar atma sanatını öğrenmeli ve geliştirmelisin.

İKNA ve İLETİŞİM SANATI

Her ortamda belli bir düzeyden sonra ve en doğru anda, en doğru şekilde eylem çağrısı sunabilmelisin.

işini seversen asla çalışmazsın

Dijital pazarlama bir gerçek. Ama sana bir gerçeği daha söyleyeyim: Benim işlerimin %85'i referansla gelir. Yani mutlu müşterilerimin tavsiyeleriyle. İşte son beş yılda benimle mutlu olan markalardan bazıları.

meet our artists

Lorem Ipsum is simply dummy text of the printing and typesetting industry. Lorem Ipsum has been the industry's standard dummy text ever since the 1500s, when an unknown printer took a galley of type

Çalışma Süreci

Benimle çalışanlar profesyonelliğin tadına doyar. Memnuniyet garantisi ile tam olarak istediklerini alırlar. Peşin çalışırım. %100 ön ödeme, %100 temiz teslimat! 🙂

  • Görüşme

     

  • Talep

     

  • Ödeme
  • Teslimat

     

RANDEVUSUZ ARAMAYINIZ. ÖZEL GÖRÜŞME BEDELİ 150 ₺'DIR.

Ücretsiz Danışmanlık için randevu alın. Sorunuzu / talebinizi belirtin. Belirlenen tarihte Yahya Karaoğulları size ulaşsın. 15 ila 30 dakika aralığında telefon, whatsapp, skype veya diğer araçlardan biri ile görüşme gerçekleşir.

Rezervasyon ayırtmak

Ne zaman gelmek istersiniz?

hazine (faydalı kaynaklar)

3000+ kişinin faydalandığı ücretli ve ücretsiz kaynaklarıma göz at. Mutlaka senin de indirip saklamak ve her fırsatta okumak, dinlemek ya da seyretmek isteyeceğin bir şeyler vardır.

Satışın Sırrı

 119,00  47,00
0 out of 5

İnternet ve Sosyal Medya Dünyasında Satışın Sırrı

E-kitap ve dijital eğitim seti

Bir yıl boyunca yenilenecek içerik

Onlarca konu başlığında

Onlarca video ve ses dosyası, onlarca sayfa konu anlatımı

Açık, kolay anlaşılır anlatım, sade ve eğlenceli bir dil

Çalışma sayfaları, testler, uygulamalar

ve çok daha fazlası…

Lezzetli Okumalıklar

Kim demiş ``bizim millet okumayı sevmiyor`` diye! Benim blog yazılarım acayip okunuyor. Denemesi bedava; aşağıdan bir şeyler tıkla ve okumaya başla bakalım. Bana hak vermezsen, söz, kahve ısmarlayacağım! 😉

2020’de SEO ile Google’da yükselmek ve arama sonuçlarında zirvelerde yer almak istiyorsanız bunu iyi okuyun.

İşiniz için internette sayısız sınırsız fırsat vardır. Pek tabi bulunabilirseniz. Göz önünde olabilirseniz. 2020’de SEO üzerine yapacağınız çalışmalar ve dikkat edeceğiniz bazı ayrıntılar ile bu görünürlüğü elde etmeniz zor olmayacak. Google’da yükselmek için taktikler paylaşacağım bu yazı hoşunuza gidecek; o yüzden hiç vakit kaybetmeden dalalım konuya..

Arama sonuçlarında gözünüzü en tepeye mi diktiniz? Güzel. Öyle de yapmalısınız tabi ki akıllı bir işletmeci olarak. Çünkü sonuçta fırsatlar orada. Satış, müşteri, potansiyel müşteri, bulunurluk, karizma, tanınma, görüntülenme, daha çok trafik, şöhret, marka inşası… Hepsi orada!

Google birinci sayfa şehrin en büyün AVM’si gibi. İlk üç sıra da o AVM’nin en canlı köşesinde yer alan en büyük ve en göz alıcı mağazaları… Elbette en fazla insanın uğradığı yerler.

Dünyanın en yüksek ücretlerini kazanan mühendisleri, Google’ın arama sorgularında insanlara sıralayacağı sonuçları belirlemek üzere algoritmalarını sürekli değiştiriyor, geliştiriyor, güncelliyor. Tabi ki bu 2020’de de devam edecek.

Evet, algoritmalar her zaman değişiyor ama özünde olan hep aynı. İşin temelleri aynı kalıyor. Sistemle oynayamazsınız, onu kestirmelerle aşamazsınız. 2020’de SEO yarışında önde olmak için de yine her zamanki gibi “çalışmak” gerekiyor. Hilelere değil, işi layıkıyla yapmaya odaklanmalısınız.

İşin doğrusu dostlar, arama motoru optimizasyonu denen şeyi anlamak ve öğrenmek kolay değil tabi ki. Öyle bir çırpıda olacak şey değil en azından. Hele ki Google’ın sürekli güncellenen algoritmalarını ve yüzlerce kurallarını da işin içine katarsak tabi ki baya kafa karıştırıcı bir iş.

Google’da Yükselmek İçin İlk Önce Benimsemeniz Gereken Bir Şey Var.

Ama şu var ki 2020 yılında SEO konusunda başarılı olmak adına yapılabilecek en güzel şey, 2019’da da 2018’de de yapılabilecek en güzel şeyi yapmakla aynıdır. Ve tabi 2021’de de… Neymiş o?

Değer üretmek.

2020’de SEO adına, hedef kitleniz için faydalı içerik üretmeli, insanlara anahtar kelime yığınları değil kıymetli bilgiler sunmalısınız.

Zamanınızı ve emeklerinizi insanlara gerçek değer sunmak üzere harcamalısınız.

Bu atom fiziği değil yahu; her gün, her ay, her mevsim, daima yapmanız gereken şey. Ben söylemekten bıkmayacağım. Lütfen kimse de okumaktan bıkmasın. Çünkü bazı tipler gölgeli, şüpheli, karanlık işleri pek bir sever. Siz bu taktikleri kullanmaya çalışmayın. Değer sunun. Google salak değil, o da sizin değerinizi anlar ve sizi yukarılara, layık olduğunuz yerlere taşır.

Bizim toplumun azıcık genlerinde var gibi sanki bu dürtü. Hep bir kısa yoldan çözme işi, hep bir hinlik… gerek yok. Uzun vadede zarar edersiniz.

Peki bu kadar beylik laftan sonra biraz daha somut önerilere geçelim.

Nedir peki bu değer üretme ve değer sunma işi? Nasıl gerçek değer üreteceğiz ve bu ne anlama geliyor?

Tamam, en güzel şekilde açıklamak için size bir hikaye anlatalım ve bu hikayedeki örnekle durumu özetleyelim.

Farz edin ki yepyeni bir işe başladınız. Ödenek lazım ve bunu temin etmek için bir bankaya gittiniz. Bankacıyla oturup muhteşem fikrinizi anlattınız. İş modelinizi etraflıca açıkladınız. Hatta ona “harika iş planınızı” bile sundunuz…

Filanca sektörde yer alacağınızı ve en titiz, en zeki müşterileri bile etkileyebilecek mükemmellikte tasarladığınız ürününüzü nasıl satacağınızı bir güzel anlattınız.

Ve nihayet bankacıya bir milyon liralık minik bir krediye ihtiyacınız olduğunuzu söylüyorsunuz. Bankacı size boş bir ifadeyle bakıyor… Sonra sinir bozucu bir sessizliğin ardından size işletmenizin son 2-3 yıldaki mali durumunun ne olduğunu soruyor.

Son iki – üç yıldaki mali durum mu? Nasıl yani? Biz işe daha yeni başlıyoruz diye geçiriyorsunuz içinizden. Bizim mali durumumuz falan yok, işe yeni başlıyoruz. Görmüyor musunuz, bu ürün ekmek dilimleme makinasından sonraki en harika buluş! Bunu desteklemeyecek misiniz?

Bankacı hiç üzgün görünmeyen bir ifadeyle size “üzgünüm” deyince kendinizi kapıda buluyorsunuz.

Bu hikayede bankadan kredi isteyen “siz” yani web siteniz, yeni olduğunuz için size o krediyi veremeyen “banka” yani Google’a karşı yalnız değilsiniz.

2020’de SEO’da Başarılı Olmak ve Google’da Yükselmek için Sabırlı ve Israrcı Olmak Zorundasınız.

2020’de SEO ile alakalı iyi sonuçlar almak isteyen pek çok kişi aslında işe yeni başlıyor olacaklar. Çok kısa bir süre önce açtıkları yeni web sitesinin anahtar kelimelerinin ne kadar yüksek bir rekabete sahip olduğundan pek haberleri olmayacak. Sonra devam eden altı ay boyunca önlerine gelen ne varsa deneyecekler, sıralamada yükselmek için her şeyi yapacaklar ve nihayet havlu atıp ücretli reklamlara dönecekler.

Ha, bu arada elbette ücretli reklamlar çok iyidir. Bir satış hunisi oluşturursunuz, sonra Facebook, Google ve YouTube reklamları verirsiniz… ve ‘tam olarak sizin sattığınız şeyi almak isteyen müşterilere’ ürününüzü anlatır, teklifinizi sunarsınız. Bu internette para kazanmak için en etkili yollardan birisidir.

Peki, ama bunu yapmak öyle kolay mı sanıyorsunuz? Neden herkes internette Google reklamlarıyla tonla satış yapıp para basmıyor o zaman? Tabi ki bu işin bir sürü değişkeni, metrikleri, ölçümleri kıstasları vs. var. Bir süre denedikten sonra parasını çöpe atıyormuş gibi hisseden ne kadar çok işletmeci var biliyor musunuz?

Peki ya aynı teklifi insanlara para harcamadan, bedava sunabilseniz nasıl olurdu? Çok daha iyi olmaz mıydı? Hem de sürekli. Reklamlarda parayı kestiğiniz zaman musluk da kesilir öyle ya. Burada kesilmez!

Yahut daha da güzelini söyleyeyim size; o reklamlara ayırdığınız bütçe ile bugüne kadar yaptıklarınızın çok daha fazlasını yapabilirsiniz. Harcamanızın karşılığında aldığınız yatırım geri dönüşünü üçe katlayabileceğiniz bir çalışmadır arama motoru optimizasyonu.

O yüzden özellikle 2020’de SEO’nun sizin için yapabilecekleri, keyfinizi yerine getirebilecek türden şeylerdir. Peki bu nasıl işe yarıyor? Google’da yükselmek hatta arama sonuçlarını domine etmek, zirveye çıkmak ve rekabetten sıyrılmak için kurallar nelerdir? Neler yapmak lazım?

SEO’nun İki Temel Kolonu

SEO yani arama motoru optimizasyonu yaparken kullanmanız gereken belli başlı kurallara geçmeden önce şu iki temel kolonu anlamalısınız, evet evet binaları taşıyan kolonlardan bahsediyorum. Daha güzel bir isim bulamadım ne yapayım! Google arama algoritmalarının ilk günlerine doğru bir yelken açarsak, PageRank diye bir şey keşfederiz. Hatırlayacaksanız, PageRank, Google arama motorunun üzerine kurulu olduğu orijinal algoritmaydı.

Bakın ne oldu.

Sanal Google robotları (örümcekler de deniyor) linkten linke (yani bağlantıdan bağlantıya) gezerek bütün bir webi taradı. Ve nihayetinde sanal bir ağı, bir başka deyişle ‘webi’ gezerek tüüümm interneti keşfetmiş oldu. Bulduğu herhangi bir sayfaya ne kadar fazla link yani bağlantı gidiyorsa, Google o sayfaya daha fazla önem veya ‘alaka düzeyi’ atfediyordu. Haliyle daha fazla bağlantı ve daha fazla alaka düzeyi, arama sonuçlarında daha yüksek bir sıralama anlamına geliyordu.

Eh.. o günler geride kaldı ve şimdi her şey çok değişti. Bugün olay sadece bağlantılarla ilgili değil. Bağlantılar hala bir yere kadar önemli ama Google’ın sitelerin sıralamasını belirlerken dikkate aldığı çok daha fazla konu, uyguladığı çok daha fazla teknik ayrıntılar var.

Ve yine söylüyorum, Google algoritmaları ne kadar değişirse değişsin, hep aynı kalan bazı temel konular var. İşte ben bunlara iki temel kolon diyorum:

1. SEO Kolonu – Otorite

Otorite dediğimiz şey zaman içinde oluşturulan bağlantıların kalitesi ve hacmi ile alakalıdır. Bir web sitesinin ne kadar otoritesi fazla olursa, bağlantı akışı da o kadar fazla olabilir.

Otorite değerini SEMRush veya MozBar gibi araçlarla değerlendirebilirsiniz.

Bu iki araç bir alan adının ne kadar otoriteye sahip olduğunu ölçmek üzere Alan Adı Otoritesi ve Alan Adı Skoru ölçütlerini kullanırlar. Ama puanların hiçbir zaman tam güncel olmayabileceğini aklınızda tutun. Çünkü SEO’nuzda yaptığınız değişiklik ve iyileştirmelerin sonuçlarını anında değil, haftalar hatta aylar sonra görebilirsiniz.

2. SEO Kolonu – İçerik

2020’de sıralamalarda yükselmek için bir web sitesinde içerik fazlasıyla önemlidir. Zaten içeriğin önemi her geçen gün daha da artmıştır ve artmaya da devam etmektedir. Biz içerik önemli dedikçe kolaycılığa her alanda alışmış olan firmalar ve web sitesi sahipleri burada da işin en kolay ve en ucuzuna kaçarak, sitelerini bir içerik fabrikasından çıkmışçasına tekdüze, anahtar kelimelere boğulmuş ve güya SEO uyumlu, kalitesiz seri üretim yazılarla doldurdular.

Bugün içeriğiniz iyi bile olamaz; hiç kusura bakmayın ama artık mükemmel olmak zorunda. Ziyaretçiye ulaşmalı, ona hitap edebilmeli, bir şeyler sunmalı, boş laf değil. Arka arkaya yazılmış ve içerine anahtar kelimelerin tıkıldığı şişirme metinler, okuyana hiçbir şey kazandırmayan, yeni bir şey öğretmeyen, klişeleri tekrarlayan yazıların size de hiçbir şey kazandırmayacağını lütfen artık anlayın. Bu gerçeği kabullenmek zorundasınız.

Tekrar ediyorum; Google salak değil. Siz bu işe ne kadar değer verirseniz o da size o kadar değer verir. Okurlarına, ziyaretçilerine değer vermeyen, katkı sağlamayan, oyunu kurallarına göre oynamak yerine hep sözüm ona ‘uyanıklık’ yapmaya çalışanların gözünün yaşına bakmıyor işte.

Google’ı bırakın, sizin sitenizi ziyaret eden hiç kimse salak değil. En azından siz onlara bu muameleyi yapamazsınız. Ziyaretçilerinize değer vermeli ve bunu onlara değer sunarak göstermelisiniz. İnsanlara kalite sunmalısınız.

İçeriğiniz için yatırım yapmalısınız; tıpkı diğer pek çok şeye yaptığınız gibi ciddiye alarak yatırım yapmalısınız. Ne kadar kaliteli içerik, o kadar iyi sıralama… o kadar çok ziyaretçi ve potansiyel müşteri demektir.

2020’de SEO’ya hakim olmak istiyorsanız, uymanız gereken bir sürü kural bulunuyor tabi ama birkaç tanesi var ki ben bunlara özellikle dikkatinizi çekmek isterim. Arama sonuçları sayfasının en tepesine çıkmak istiyorsanız bu kuralları dikkate almak zorundasınız.

Google’da yükselmek için site hızı önemlidir.

2020’de SEO 1. Kural: Sayfa Hızınızı Tespit Edin Ve iyileştirme Gerekiyorsa Hiç Zaman Kaybetmeden Gerekli iyileştirmeleri Yapın/Yaptırın.

Alanınız için gereken iyileştirme alanlarını belirlemek için Google’ın Sayfa Hızı Analizleri (Page Speed Insights) aracını kullanın. Sitenizin sayfa hızında önemli ölçüde artış elde edebilirsiniz; bu da arama sonuçlarındaki görüntülenme oranlarınızda şaşıracağınız boyutlarda bir artış sağlayabilir. Bu arada Google’ın aracı dışında Pingdom, GTMetrix, Varvy gibi araçları da kullanabilirsiniz.

Sayfa hızınızı artırmak üzere iyileştirmeniz gereken alanlar şunlardır:

  • sunucunun yanıt süresini kısaltmak
  • sitenin en üst kısmında yer alan ve işlemeyi engelleyen CSS ve JavaScript’leri ortadan kaldırmak
  • sunulan sayfa öğelerinin hızlarını artırmak için tarayıcıda önbellekleme özelliğinden yararlanmak
  • JavaScript, CSS ve HTML’nizi olabildiğince küçültmek
  • GZip gibi sıkıştırmaları etkinleştirmek
  • tüm görselleri optimize etmek (Compressor gibi araçlardan faydalanabilirsiniz)

2020’de SEO 2. Kural: İçeriğinizi Hızlı Bir Şekilde Sunmak için Mümkünse Alan Adınız Ve DNS’iniz için Bir CDN (Content Delivery Network – İçerik Dağıtım Ağı) Kullanın.

İçerik dağıtım ağlarını (CDN’ler) kullanmak, nerede olursanız olun içeriklerinizi kullanıcılara hızlı bir şekilde sunabilmek açısından çok önemlidir. CDN’lerin çok basit ama müthiş pratik bir çalışma mantığı vardır. İçeriğinizi yansıtarak dünyanın her yerinden birden çok sunucuya yayar, ardından bu içeriği en yakın sunucudan ziyaretçiye sunarlar.

2020’de SEO 3. Kural: Değer Katan Faydalı İçerikler Oluşturun.

Harika içerikler oluşturmalısınız. Her zaman. Ve bunu yaparken sakın işin kolayına kaçmaya, kısa veya ucuz yollardan halletmeye çalışmayın. Gerçekten sadece kendinize zarar verirsiniz. Google’ın kaliteli ve faydalı içeriği diğerlerinden ayrıt etme yeteneği her geçen gün daha da mükemmelleşiyor. Merdiven altı taktiklerle sistemle oynayanların sözlerine kanmayın.

Sadece kaliteli içeriğe odaklanırsanız bu çabanız sitenize yansıyacak ve trafiğiniz artacaktır. Bu mükemmel içerik ziyaretçilerinizle etkileşime girecek ve onları paylaşmaya teşvik edecektir. Genel olarak, içeriğinizi oluştururken şu öğelere odaklanın:

  • Asla 1.000 kelimeden daha kısa içerik yazmayın. Mümkünse 1.500 – 2.000 kelimeyi hedefleyin.
  • Hem dahili bağlantılardan hem de alakalı “giden bağlantılardan” oluşan sağlıklı bir bağlantı yapısı oluşturun.
  • Tüm kaynaklarınızı belirtin, kaynak göstermeden alıntı vs. kullanmayın. Verdiğiniz bilgileri istatistiklerle ve örnek vakalarla destekleyin.
  • İçeriğinizi bölümlere ayırarak okumayı kolaylaştırın.
  • Birincil fotoğrafınız olarak alakalı ve yüksek kaliteli görseller kullanın.
  • Dengeli bir anahtar kelime kullanımından faydalanın. Ne eksik, ne aşırı.
  • Bir sorunu çözmeye yardımcı olan eğitici içerikler oluşturmayı unutmayın.
  • Elbette arama motorlarını dikkate alacaksınız ama esas olarak içeriğinizi insanlar için yazın. Bunu yazılarınızı olabildiğince doğal ve organik hale getirerek yapacaksınız.

2020’de SEO 4. Kural: Farklı Cihazlarda Mobil Yanıt Verebilirlik Ve Mobil Kullanılabilirliği Sağlayın.

Bugün mobil aramalar, masaüstü aramaları çok geride bıraktı. O yüzden web sitenizin mobil cihazlarda iyi görünmesine ve kullanışlı olmasına odaklanmanız gerekiyor. Sitenizin mobil cihazlar için optimize edildiğinden emin olmalısınız. Sitenizin tüm platformlarda kolayca kullanılmasını sağlamak için zaman – emek – bütçe ayırmalısınız.

2020’de SEO 5. Kural: Kullanıcı Deneyimini Geliştirmeye Odaklanın.

Gerçekten, mükemmel bir kullanıcı deneyimi oluşturmanız gerekiyor.

“Yahu, kullanıcı deneyimi de nedir arkadaş? Her yerde duyuyorum bunu!..”

🙂 Söyleyeyim, en basit tanımı istiyorsunuz değil mi? Tamam gayet basit; kullanıcı deneyimi sitenizin kullanımını kolaylaştırmak anlamına gelir. Örneğin gezinmeyi kolaylaştırmak!

Doğru içerik türlerini aramayı ve keşfetmeyi kolaylaştırın. İşte size nasıl yapacağınıza dair birkaç öneri:

  • Menü bölümlerinde “kırıntılar” denen yönlendiricileri (kısayolları) kullanmak
  • Siteye hızlı site içi arama yerleştirmek
  • Web sitenizde grafikleri dengeli kullanmak (aşırıya kaçmamak)
  • Ana menüyü kullanımı kolay hale getirmek
  • Tüm içeriğinizi etiketlere veya konu başlıklarınıza göre kategorilendirmek
  • Fazla pop-up kullanmaktan kaçınmak

2020’de SEO 6. Kural: Etkileşimleri Artırmak için Video, Ses Dosyaları / Podcast içerikleri Ekleyin.

2020’de SEO için ses dosyaları (podcastler)

Bugün dünya internet ağında inanılmaz sayıda web sitesi var ve etkileşim çok büyük oranlarda. Haliyle Google, kullanıcıların web sitenizde geçirdiği süreyi dikkate alıyor. Sitenizde ne kadar yararlı ve ilgi çekici içerikler varsa insanlar da sitenizde o kadar uzun süreler geçiriyorlar. Bu gayet basit bir çıkarım, öyle değil mi?

Şimdi, burada kritik nokta elbette kelimelerin gücünü ve uzun biçimli içerikleri kullanmanız gerektiği. Ancak, bu içeriği video, ses ve podcast ile de desteklerseniz içerik zenginliği elde etmiş olacaksınız. Ki bu da ortalama sayfada kalma süresi ve genel oturum süresi gibi istatistiklerinizi yükseltecektir. İşte, Google’ın dikkatini çekeceğiniz bir artı puan daha kazandınız.

2020’de SEO 7. Kural: Anahtar Kelime Çeşitliliği için Latent-Semantik Endeksleme Kullanın.

Höh? O da ne? 🙂

Durun, kelimenin tuhaflığına aldanıp sıkılmayın. Çünkü bu gerçekten harika bir şey. Şimdi okuyunca bana hak vereceksiniz.

Semantik ‘anlam bilimi’ demek. Gizli Semantik Endeksleme (Latent-Semantic Indexing – LSI) ise, Google’ın uzunca bir süredir üzerinde çalıştığı ve halihazırda Hummingbird aramasında kullandığı temel bir teknolojidir.

Şimdi tanım içinde tanıma girip de konuyu uzatmak ve aklınızı dağıtmak istemiyorum ama konuya daha hakim olmanız için burada bir parça açıklamaya yer vermek gerek ki ifadeler havada kalmasın. Hummingbird, 2013 yılında Google Arama’da önemli bir algoritma değişikliğine verilen kod adıdır.

Hummingbird adı, sinek kuşunun hızı ve çok keskin hizalaması yani yüksek ‘doğruluğu’ temel alınarak türetildi. Google, Hummingbird algoritması ile doğal dil sorgularına daha fazla önem vermeye, tek tek anahtar kelimelerdense kapsam ve anlamı göz önünde bulundurmaya başladı.

Google’ın Düşünen Robotları ve Arama Sonuçlarında Yapay Zeka

Burada müthiş bir şey ortaya çıkıyordu farkındaysanız. Google kullanıcılarını “anlamaya” çalışıyor ve bu şekilde onlara çok daha iyi sonuçlar sunmaya başlıyor. Google bir tür yapay zeka gibi “düşünüp” değerlendiriyor. Karşılaştırıyor ve bazı sonuçlara varıyor.

Tüm bunlar ile Google’ın ulaşmaya çalıştığı sonuç her zaman aynıdır; temel amacına en uygun şekilde hareket etmek, yani en doğru cevabı vermek. Yaptığı şey ne peki?

En iyi ve en alakalı arama sonuçları için kullanıcının ne istediğini kullanıcıdan bile daha iyi tahmin edip bulmak!

Wow.. ya da Türkçesiyle “vay canına”…

Evet, LSI teknolojisi Google’ın, kullanıcının aradığı şeyi anlayarak alakalı içerik sunmasına izin verir. Belli bir anahtar kelimeye – arama sorgusu terimlerine dayanarak bulduğu içerikleri insanların karşısına sunmak yerine artık bunu yapıyor.

Hemen örnekleyelim: Mesela “internetten satış yapmak” araması farklı şekillerde de ifade edilebiliyor; “online satış yapmak”, “ürünlerimi internette satmak” ya da “internette ürün satışı” gibi. Google artık tüm bunların aynı maksatla yapılan aramalar olduğunu biliyor ve bunları aynı anahtar kelimeler olarak değerlendiriyor.

İşte siz de Google’ın bu yaklaşımından tüm içeriklerinizde faydalanabilirsiniz. Bu ne anlama geliyor biliyor musunuz? Siteniz için gereksiz yere sırf ‘SEO uyumlu’ (!) olacak diye baştan sona aynı anahtar kelimelerle doldurulmuş şişirme yazılar yerine, akıcı ve kulağa daha doğal gelen metinler üretebilirsiniz.

Hızımı almış gidiyordum ama bu konu daha çok su kaldırır gibi gözüküyor. 2019’da SEO konusuna belli ki bir sonraki yazımda devam edeceğim. Zira size 2020’de SEO adına ve sitenizi yükseltmek için yapabileceklerinizle ilgili bahsetmek istediğim nereden baksanız bir 7-8 madde daha var. Öyleyse bir sonraki yazımda görüşmek üzere diyelim.

Zihin okumak mı? Bu da nereden çıktı şimdi? İşimizle ne alakası var?

Öyle ya, zihin okumak. Ne büyülü bir olaydır ama değil mi? Esrarengiz, bir şey. Böyle bir süper gücümüz olsa müthiş olurdu. Filmlere konu olmuştur. En çok aklımda kalanı da hala arada oturup izlemekten keyif aldığım Mel Gibson’ın ‘Kadınlar Ne İster’ filmidir. Konu harika işlenmişti ya, çok lezzetli bir filmdi. Neyse, biz kendi konumuza dönelim.

İnternette müşterilerinizle konuşabilmek hayati bir öneme sahip. Neden mi? Çünkü “iş” dediğimiz şey özünde problem çözmekle alakalıdır. Problem çözmek ve insanlara elde etmek istedikleri sonuçlara ulaşmalarında yardımcı olmak. Özellikle de internette satış yapmak ve para kazanmak istiyorsanız insanların kesin bir problemlerini bilmeli veya bulmalı ve buna çözüm üretmelisiniz. Aynen, bu kadar net: Çözüm sunmalısınız!

Ve yardımcı olmak, çözüm sunmak istediğiniz insanların o çözümün sizde olduğunu anlamalarını sağlamak için de onların dilinden konuşmalısınız.

Evet belki online dünya sadece metinlerden ibaret bir ortamdı bir zamanlar; web siteleri insanların soğuk monitörlere bakıp durduğu birer cam vitriniydi. Ama artık öyle değil.

Bugün dünyanın her yerinden en küçüğünden en devasa olanlarına kadar tüm markalar internetteki tüm online pazarlama araçlarını olabildiğince fazla kullanmaya çalışıyorlar. Hem fazla, hem de en doğru şekilde.

İnternette insanlara ulaşırken artık blog yazıları, sosyal medya platformları, videolar, görsel tasarımlar ve aklınıza gelebilecek her türlü iletişim kanallarından son haddinde faydalanmaya gayret ediyorlar. Buna mecburlar ve mecbur olduklarını biliyorlar. Bunu yaparken de en doğru iletişimi kurmak gerekiyor.

Aslına bakarsanız internette bir işe başlamak ya da herhangi bir ürünü – hizmeti internette pazarlamak üzere ilk olarak yapmanız gereken şeylerden birisi zihin okuma yeteneği edinmektir. Hem biliyor musunuz, bu size başkalarının daha önce çözmeyi aklına bile getirmediği bazı gizli problemleri bulma imkanı da sağlayabilir.

En Doğru İletişimi Kurmak için Pratik Yöntemler

Peki siz de potansiyel müşterilerle iletişim kurmak için en doğru dili bulma konusunda sıkıntı yaşıyor musunuz? İnsanlarla etkileşim kurma konusunda pek de yardımcı olmayan, onlara samimi gelmeyen “sektör dili” yerine günlük konuşma dilini kullanmak üzere en doğru frekansı yakalama konusunda kararsız mı kalıyorsunuz? Ziyaretçilerinize “vay be, tam da aklımdakileri okumuşlar” dedirtecek sözcükleri bulmak ister miydiniz?

Evet, elbette bunu isterdiniz ve bunu istemekte sonuna kadar haklısınız. Zira bu mümkün; çünkü bunu yaparak internette kazanan markalar var (harika kazanıyorlar) ve üstelik hepimiz bundan çok daha iyisini de yapabiliriz!

Heyecanlandıysanız haydi konuya biraz daha derinlemesine dalalım. Şimdi size hedef kitlenizin ve potansiyel müşterilerinizin zihinlerini okumak üzere kullanabileceğiniz 9 tane stratejiden bahsedeceğim. Hemen bugün bu stratejilerden birini seçip uygulamaya başlamanızı çok isterim. O yüzden işte size bonus: Bu yazımın altına bir yorum bırakıp bu stratejilerden hangisini kullanmak isteyebileceğinizi belirtirseniz, bu size benimle konu hakkında tartışabilme fırsatını sağlayacak.

Birinci Zihin Okuma Tekniği: İlham Perinizle Başlamak

Bizim millet bu tip şeyleri yapmıyor çünkü bunların önemsiz ya da gereksiz olduğunu düşünüyorlar. Farklı mı olmak istiyordunuz? Siz öyle düşünmeyin! Ciddiye alın, faydalarını görün; sonra gene konuşuruz. Gerçek hayattan hizmetinize mükemmel uyum sağlayan, yani teklifinizi beğenebilecek, onu satın alabilecek 3 – 5 insanın ismini not edin. Hepsinin ortak noktası nedir? Problemleri ve arzuları nelerdir? Bu problemler ve arzular hakkında konuşmak için ne tür bir dil kullanıyorlar?

İkinci Zihin Okuma Tekniği: Zihin Egzersizi ile Not Almak

Az önce adlarını yazdığınız o kişilerden birini ele alarak bir değerlendirme yapmalı ve bunları defterinize yazmalısınız. Burada yapacağınız şey yoğun bir empati egzersizidir. 10 dakikacık bir sorgulamayla elde edeceğiniz cevaplar çok kıymetli olacaktır; not alın:

  • Sizi geceleri uyutmayan şey nedir?
  • Mevcut durumunuzla ilgili neyi değiştirmek isterdiniz?
  • Mevcut durumunuzla ilgili neyi seviyorsunuz?
  • Hayatınızda neyin olmasını çok isterdiniz?
  • Kimi kıskanıyorsunuz? Onlarda sizde olmayan ne var? (Neyini kıskanıyorsunuz?)

Üçüncü Zihin Okuma Tekniği: Çay – Kahve Sohbetleri

Hedef pazarınızda bulunan insanlarla sohbetler yapmak acayip faydalı. Onların içlerini dökmelerini sağlayın ve dertlerini nasıl anlattıklarını dikkatle dinleyin. Gerekirse not almayı unutmayın, çekinecek bir şey yok. Gerçekten sorunlarına yönelik bir çözüm üretiyorsanız, insanlar size o sorunlarından memnuniyetle bahsedeceklerdir. Böylece insanlara doğrudan kendi alışkın olduğunuz dille değil, onların sizden istediği dille yaklaşmış olacaksınız.

Dördüncü Zihin Okuma Tekniği: Anket Göndermek

Bülten aboneleriniz, sosyal medya platformlarındaki takipçileriniz vs. varsa bu kitleye basit bir anket göndermek harika bir fikir olur. Anket gönderdiğimde kitlem hakkında önemli bilgiler öğrenirsiniz. Yeni bir hizmet sunacağınız zaman buradan topladığınız bilgiler müthiş faydalı olacaktır. Size gerçekten bilmek istediğiniz konuların özüne ulaşmanızı sağlayacak 5 ila 7 sorudan oluşan kolay bir anket oluşturmanız bile hedefi on ikiden vurmanıza yardımcı olabilir. Bir ipucu: Sorularınız hedef kitlenizin mevcut hayal kırıklıkları ve arzularına odaklanmalıdır.

Beşinci Zihin Okuma Tekniği: Blog Yorumlarını Okumak

Hem kendi blogunuzdaki ve hem de hedef pazarınıza hizmet eden diğer bloglardaki okur yorumları altın değerindedir. Ne kadar bulabiliyorsanız… Hepsine ulaşın ve okuyun. Rakiplerinizin blogundaki yorumları bile okuyarak, insanların sizin konunuzla ilgili yayınlarda ne gibi yorumlar yaptığını ve neler sorduklarını görebilirsiniz.

Altıncı Zihin Okuma Tekniği: Google ve YouTube’da Aramalar Yapmak

Bir blog yazısı başlığına veya bir Youtube videosu ismine karar vermeden önce ben de her zaman Google’ın ve YouTube’un arama çubuklarında çeşitli seçenekleri test ederim. Bazen çok kullandığımız bazı terimlerin halk arasında daha farklı ifade edildiğini öğrenerek onu kullanmaya başlıyoruz.

Yedinci Zihin Okuma Tekniği: Kitaplara Bakmak

Tıpkı blogları araştırmak gibi, okurlarıyla iletişim kurma konusunda çok başarılı olan yazarların kitaplarına göz atmakta da fayda var. Uzmanlar için yazılmış olanlar değil de, doğrudan son kullanıcı hedeflenerek yazılmış kitapları seçmeye dikkat edin.

Sekizinci Zihin Okuma Tekniği: Emailleri Özenle Okumak

Büyük ihtimalle okurlar size mailler gönderiyorlardır. Bunlar aslında size altın tepside sunulmuş iletişim dili örnekleridir. Size ürününüz, hizmetiniz, işletmeniz vs. ile ilgili sorular yönelttiklerinde kullandıkları dili özenle inceleyin ve pazarlama çalışmalarınızda bu dile yer verin. Yeni eğilimlere dikkat edin ki bunları yeni veya daha iyi hizmetler sunmak için kullanın.

Dokuzuncu Zihin Okuma Tekniği: Geçmiş Deneyiminizi Kullanmak

Bir zamanlar siz de okurlarınızın bugün olduğu yerde miydiniz? Örneğin daha önce epey kiloluyken giderek müthiş fit bir görünüme kavuşmuşsanız ve şimdi insanlara bunu nasıl başaracaklarını öğretiyorsanız (fitness koçu, pilates eğitmeni, diyetisyen vs. olarak), kendi geçmişinizi de kendiniz için ilham olarak kullanabilirsiniz. Hedef kitlenizin şu anda sahip olduğu o sıkıntılar sizde de varken neler düşünüyordunuz? Ne yapmak istiyor, neleri hayal ediyor ve bunlara ulaşmak konusunda hangi zorlukları yaşıyordunuz? Bu sorununuzla ilgili hangi blogları okuyor, ne tür yayınları takip ediyordunuz?

Sonuç

İşte böyle. Şimdi internette satış ve başarı için potansiyel müşterilerle en doğru iletişimi kurmak konusunun ne kadar önemli olduğunu ve zihin okuma yeteneğinin buna katkılarını daha iyi anlamış olduğunuzu düşünüyorum. Umuyorum bu taktik ve teknikler sizin de işinize yarar ve hedef kitlenizle çok daha iyi bir iletişim kurmanızda size yardımcı olurlar. Şimdi yorum bırakıp hangi tekniği ya da teknikleri kullanmak isteyebileceğinizi bana söylemeyi unutmayın. Her bir yorumun sahibiyle tek tek görüşecek ve işine, web sitesine, bloguna dair sohbet edeceğim. Söz! 😉

Dijital Pazarlama Nedir?

Dijital pazarlama danışmanı nedir, kimdir, ne iş yapar diye konuya dalmadan önce elbette kısaca bir giriş yapmak üzere ilk sormamız gereken “dijital pazarlama nedir” sorusudur herhalde.

Dijital pazarlama, çevrimiçi (online) ortamda uygulanan çeşitli pazarlama biçimlerini tanımlamak için kullanılan bir çatı ifadedir. Bu çatı ifade yani dijital pazarlama, web tasarım ve geliştirme, piyasa analizi, arama motoru optimizasyonu (kısaca SEO olarak bilinir), Google Ads (eski adıyla Adwords), Facebook / Instagram reklamları ve video (YouTube) reklamcılığı gibi ücretli medyayı içerir, ancak bunlarla sınırlı değildir.

Dijital pazarlama her tür ve büyüklükteki işletmenin internet ortamındaki satış çabalarını karşılamak için gerekli ve faydalı bir çalışmalar bütünüdür. İşletmelerin müşterilerini ve potansiyel müşterilerini daha iyi hedeflemek için farklı çevrimiçi kanallardan yararlanmalarını sağlar. En yeni pazarlama araçlarını, teknolojiyi ve trendleri bir araya getirir ve işletmelerin müşterileri ve potansiyel müşterilerine etkin bir şekilde ulaşmalarına yardımcı olmak için onları kullanır.

Her kanal farklı kitleler için tasarlanmıştır ve çeşitli hedefleme yöntemleri sunar. Örneğin, Facebook reklamları insanları demografik, psikografik ve çevrimiçi göz atma davranışlarına göre hedefleme olanağı sağlar. Temel olarak, farkındalık yaratmak, ilgi oluşturmak ve hatta bir ürün veya hizmet için istek (talep) oluşturmak üzere çalışır. Bu pazarlamada İngilizce A.I.D.A. olarak kısaltılmış pazarlama hunisi başlıklarının bir parçasıdır.

farkındalık yaratma: kullanıcı sizi/ürününüzü/hizmetinizi hiç bir zaman bilmiyordu ama bilse ilgisini çekebilir

ilgi oluşturma: kullanıcı sizi biliyordu ama şimdi gerçekten ilgilenmeye başlayabilir

AIDA modeli pazarlama hunisi; terim anlamları: (Awareness: Farkındalık, Interest: İlgi, Desire: İstek, Action: Eylem)

Öte yandan Google Ads, arama sorgusu reklamları ve görüntülü / videolu reklamlarla, arama sorguları temelinde hemen şimdi satın almak isteyen veya yalnızca ilgi alanı oluşturan potansiyel müşterileri bulmak için kullanılabilir.

Dijital Pazarlama Danışmanı Ne İş Yapar?

Artık hepimiz iyi biliyoruz ki insanlar zamanlarının müthiş bir bölümünü internette geçiriyorlar. Ortalama bir vatandaş bile bugün 10 yıl öncekinden iki kat daha fazla zamanını internete ayırıyor. Buradan dahi insanların alışveriş yapma şeklinin ne kadar değiştiğini gözlemleyebiliyoruz.

O yüzden klasik pazarlama çalışmalarının artık eski günlerindeki etkisinin kalmadığı gerçeğini kabullenmek zorundayız. Bunu kabullenen markaların dijital pazarlama çalışmalarını ne kadar yoğun ve etkin kullandıkları da zaten ortada.

Pazarlamanın amacı satıştır ve bunu başarmak üzere hedefi de müşterilerle bağ kurmaktır. İnsanlarla en doğru ortamda, en uygun zamanda ve en etkili şekilde bağlantı kurarak onları potansiyel müşterilere dönüştürmek ve sizden satın almalarını sağlayacak bir ilişki bina etmek.

Dijital pazarlama da bu ilişkiyi kuracak çalışmaları yapabilmek üzere size gerekli araçları ve ortamları sağlar. Geriye kalan bu araçları en doğru stratejilerle kullanmaktır. Peki bu stratejileri kim geliştiriyor, sizin için en iyi stratejilerin hangileri olduğunu kim nasıl belirleyecek? Geldik dijital pazarlama danışmanına…

Dijital pazarlama danışmanının rolü nedir?

Bir dijital pazarlama danışmanı temel olarak bir işletmenin istediği sonuçları almak üzere doğru hedef kitleye nasıl yaklaşabileceğini ve erişebileceğini bilen, yetenekli bir profesyoneldir.

Dijital pazarlama danışmanının temel olarak yaptığı şey mevcut müşteriler ve potansiyel müşterilerle en iyi ilişkilerin nasıl kurulacağını belirlemektir. Bir pazarlama danışmanı şirketin mevcut iş modelini kullanarak piyasadaki potansiyelin ne olduğunu düşünür ve sonra da marka için başarılı bir şekilde çalışarak hedeflerine ulaşmalarını sağlayan bir pazarlama stratejisi oluşturur.

Bir dijital pazarlama danışmanının üzerinde çalışabileceği konular temel olarak şunlardır:

  • İşletmenin mevcut müşterilerle etkileşim kurması ve yenilerini çekmek için yeni fırsatlar bulmak
  • Sosyal medya, SEO ve e-posta pazarlaması gibi mevcut pazarlama çalışmalarının bir değerlendirmesini yapmak ve daha etkili pazarlama yöntemleri oluşturmak için kullanmak
  • Şirketlerin markalaşmasını geliştirmek, böylece tüketiciler arasında daha iyi bir yankı uyandırmak
  • Müşteri katılımını ve iletişimi artırmak; bunun için en harika araçlar olan sosyal medya platformlarında çeşitli (ücretli ve organik) sosyal medya kampanyaları geliştirmek
  • Web sitesi, blog, satış sayfaları gibi platformları içerik için koordine ederek tüm içeriğin SEO uyumlu ve arama motoru dostu olduğundan emin olmak
  • Pazarlama kampanyalarını e-posta, sosyal medya, mobil pazarlama ve yerel pazarlama yoluyla yönetmek
  • Başarıyı izlemek ve en iyi sonuçların elde edilmesini sağlamak için Google Analytics, Google arama konsolu ve Isı haritası ile kullanıcı izleme ve kayıtları gibi analitikleri kullanmak

Bir pazarlama danışmanının rolü, birçok farklı pazarlama ve iş alanında yardım sundukları için oldukça farklıdır. Bir işletmenin, en iyi müşterilere / potansiyel müşterilere doğru platformlarda ulaşmak için çevrimiçi pazarlamadan yararlandığından emin olmak için danışmanlık yapar, plan yapar ve araştırırlar.

Peki bir dijital pazarlama danışmanı gerçekten sizin için neler yapabilir? Bir dijital pazarlama danışmanı ile çalışmak ne işinize yarar? Gerçekten bir danışmana ihtiyacınız var mıdır?

Gelin bu sorunun cevabını net başlıklarla verelim.

Dijital Pazarlama Danışmanı Ne İşe Yarar ve Sizin Gerçekten Bir Pazarlama Danışmanına İhtiyacınız Var mı?

1. Bir pazarlama danışmanı sizin “bulunmanızı” sağlar.

Arama motoru sıralaması, çevrimiçi bir varlığı olan herhangi bir işletme için hala geçerli bir stratejidir. Sosyal medyanın popülerliğine rağmen, çoğu tüketici bir ürün veya hizmet hakkında bilgi bulmak için ziyaret ettiği ilk yer Google, Yahoo, Bing veya başka bir arama motorudur. Sitenizin ne kadar fazla ziyaretçisi varsa o kadar fazla kişinin sizden satın alma şansı var demektir. Durum bu kadar sade ve basittir.

Başarılı, iyi durumda bir kampanya, web sitenizi dipsiz kuyulardan alıp ilk sayfaya getirebilir. Bazen –örneğin yeni bir site veya baştan başa içerik yenilemesi gibi çalışmalarda– bu yükselmenin ortaya çıkması birkaç hafta veya birkaç ay sürebilir. Kimi zamanlarda da web tasarımınızdaki birkaç değişiklik, sıralamanızı bir gecede sıçramaya uğratabilir.

2. Danışmanlık müşterilerinizin sizinle ilgili kalmalarına yardım eder.

Bir iş için en büyük zorluklardan biri müşterilerini sürekli kendisiyle meşgul etmek ve ilgilerini çekmeye devam etmektir. Çünkü piyasada tüketicilerin sürekli dikkatini çeken birçok farklı marka ve mesaj var.

Böyle bir yoğunluk ve karmaşanın yer aldığı bir ortamda, sadece internette “yer almamız” yeterli değildir. Güçlü içeriklere ve “en etkili kullanıcıları” markanızla etkileşim kurmaya teşvik eden uzun vadeli bir stratejiye ihtiyacınız var. Çünkü online mecranın kanunu açık ve nettir; daha fazla beğeni ve paylaşımınız varsa, daha fazla kişi markanız hakkında konuşur – ve daha fazla kişi satın alır!

Pareto Prensibi’ne göre satışlarınızın yüzde 80’ini, müşterilerinizin yüzde 20’si sayesinde gerçekleştirirsiniz. Sadık müşterilerin en çok parayı harcadıklarını, dolayısıyla şirketlerin neden sadakat programlarına bu kadar çok yatırım yaptığını bize ayrıntılarıyla açıklayan pek çok araştırmalar mevcuttur.

3. Dijital pazarlama danışmanı size yeni bakış açıları kazandırır.

İnsanlar ve işletmeler belli bir süreden sonra bir yerlerde takılıp kalıyor. Elbette siz web sitenizin, reklamlarınızın ve ürünlerinizin gayet iyi olduğunu ve her şeyin yolunda olduğunu düşünüyor olabilirsiniz. Peki ya reklam ve pazarlama modeliniz rakiplerinize, müşterilerinize ve potansiyel müşterilerinize nasıl görünüyor acaba?

İnternette kullanıcıların %84’ü davetsizce araya giren veya alakasız olan reklamlar yüzünden web sitelerinden ayrılıyorlar. Yeni bir bakış açısı son derece değerlidir, özellikle de çalışmalarınızdan arzu ettiğiniz kadar veya olması gerektiği kadar verim alamıyorsanız.

4. Dijital pazarlama danışmanlığı daha ekonomiktir.

Şirket içi SEO uzmanı, sosyal medya yöneticisi, metin yazarı, halkla ilişkiler müdürü, web tasarımcısı, reklam yöneticisi ve video yazarı bulundurmanın ne kadar maliyetli olacağını düşünün. Bu insanları işe almak, onlarla görüşmek ve onları eğitmek için insan kaynaklarına yatırım yapmanız gerekir. Tüm bu insanlar için maaş ve ikramiyeler / primler ödemeniz icap edecektir ki burada yüz binlerce liradan bahsediyoruz.

Bunun yerine tam hizmet sunan bir dijital pazarlama danışmanı veya bir danışmanlık firması ile çalışarak aynı kalibrede iş için, çılgınca kurum içi masraflardan kurtularak çok daha cazip ödemeler yapmayı tercih edebilirsiniz.

5. Danışmanlar rakiplerle rekabeti sürdürebilmenize yardımcı olur.

İnternette pazarlama çok zorlu ve çetrefilli bir iştir. Çoğu zaman, şirketin kurucusu ya da CEO’su, artık görevini sürdüremez hale gelinceye kadar pazarlama lideri gibi hareket eder. Birisi düzenli olarak sosyal medyanız, içeriğiniz ve SEO’nuz üzerinde çalışsa ve sizi enerjinizi ve vaktinizi işinizi büyütmeye ayıracak şekilde özgürleştirse ne kadar harika olurdu acaba?

Rekabette güçlü kalmak adına nasıl da rahat çalışabileceğinizi hayal edin. Bir danışman ile çalışmak, omuzlarınızdan büyük bir yük alır ve size biraz nefes alma şansı verir. İyi bir dijital pazarlama danışmanı, en iyi rakiplerinizin zamanlarını ve paralarını nereye yatırdıklarını görmek için rekabetçi araştırmalar yürütür, böylece siz de temponuzu koruyabilirsiniz.

6. Yenilik, gençleşme, güzelleşme…

Dijital pazarlama danışmanının en önemli görevlerinden birisi de web sitenizin en iyi şekilde görünmesini ve işlev görmesini sağlamaktır. Web sitenizin sloganınızı, mevcut işinizi ve hedeflerinizi temsil eden bir görünüme sahip olmasını istersiniz. Yaptığınız iş ve sunduğunuz ürün ya da hizmetle ilgili gayet açık ve net, güncel, profesyonelliğinizi yansıtan, aynı zamanda görsel olarak çekici bir web sitesi olsun istersiniz.

Bazı işletmeler yıllar önce bir web sitesi yaptırdılar ve hala ondan faydalanmaya çalışıyorlar. Tabi ki bu sitelerin hiçbiri bir işe yaramadığı gibi pek çoğu da yok olup gitti bile. Artık flaşlı, animasyonlu ya da tek sayfalı tekdüze siteler tarihin tozlu raflarında kaldı. Bugün Hyundai, İkea, Turkish Airlines gibi dünyanın en tanınmış markaları bile pazarda her zaman güncel ve bilinir kalmak için web sitelerini yeniliyor, değiştiriyor ve geliştiriyorlar.

7. Dijital pazarlamacılar sizin saygınlığınızı gözlemler ve korur.

Bugün insanların ürünlerle hizmetlerle dahası markalarla ilgili şikayetlerini duyurmak için başvurdukları ilk adresler Facebook, Twitter, Instagram gibi sosyal medya platformlarıdır. Eğer bir müşteri şikayet için size ulaşıyorsa veya sosyal medyada dertleniyorsa ne mutlu!

Çözmek için ve hem de o müşteriyi en iyi şekilde memnun etmek için harika bir şansınız var demektir.

Ama eğer size ulaşmıyor veya hiçbir yerde konuşmuyorsa bu durum o zaman çok daha vahim olabilir. Çünkü o müşteriyi sonsuza kadar kaybetmiş olmanız bir yana, bir de o kişinin ölene kadar etrafa vereceği olumsuz bildirimlerle müşteri kaybedebileceksiniz. Bundan haberiniz dahi olmadan…

Bugün çok büyük markalar bile sosyal platformlarda şikayet eden müşterilerle başa çıkmak konusunda müthiş beceriksiz davranabiliyor, hatta insanların yorumlarını silerek onların sesini kesmek gibi dehşet bir yanlışa dahi düşebiliyorlar. En güzeli iletişim sanatına hakim, akıllı birilerinin yapıcı çözümler üretebilmesini sağlamaktır.

Dijital pazarlama danışmanı, müşteri duyarlılığına aşina oluşu ve nabız tutma konusundaki yeteneği ile en doğru tavrı sergileyerek sizi ve markanızı hızlı, kolay ve en etkili şekilde korumaya alır.

Sonuç

Ürün ya da hizmet, minik ya da dev boyutlarda, toptan ya da perakende her ne satarsanız satın, bugünün dijital hakim dünyasında, internette pazarlamaya ihtiyacınız vardır -tıpkı düne kadar geleneksel pazarlama çalışmalarına ihtiyacınız olduğu gibi.

Bir şey satmak için sessiz sakin bir sokağa değil, çarşıya hatta pazar yerine gideriz. Olduğumuz yerde gazete okuyarak beklemez, renkli kartonlar ya da büyük yazılı ya da ışıklı tabelalar kullanır, müzik çalar, bağırır çağırır, insanlara seslenir, dikkat çekeriz. Fiyat ya da özellik sormaya gelenlerle sohbet edip yakınlaşmaya ve onları ikna etmeye çalışırız.

İşte dijital pazarlama dediğimiz şey de aslında tüm bu çabaların online ortamdaki tezahürleridir ve hepsinin belli bir hedef, plan, strateji ve taktiklerle yoğrularak gerçekleştirilmesi gerekir – ki o pazar yerinde daha fazla insan bizimle muhatap olsun, soru sorsun, yakınlaşsın, bize güvensin ve satın alsın.

Şimdiye dek dijital pazarlama danışmanı ne iş yapar ve bizim ne işimize yarar diye merak ediyorduysanız burada anlattıklarımla biraz daha aydınlanmış olduğunuzu düşünüyor, hepinize internette hayırlı – bereketli işler ve bol satışlar diliyorum.

Instagram'da da İlham Verici Paylaşımlar Yapıyorum

Instagram Plugin error: Plugin not fully configured